Haberler arşivleri - İzmir Park Tıp Merkezi

Tüm dünyayı etkisi altına alan Yeni Koronavirüs COVİD-19 günbe gün belirtilerini izleyebileceğiniz videomuzu mutlaka izleyin.

Dünyayı Endişelendiren Corona Virüs Nedir, Nasıl Bulaşır?

Son zamanlarda dünyanın gündeminde Corona Virüs olayları gün geçtikçe artış gösteriyor. Şu ana kadar pek çok ülkede görülen Corona Virüs ile ilgili Sağlık Bakanlığımız tarafından da çeşitli açıklamalar yapılıyor. İnsanları solunum yoluyla etkisi altına alan ve gün geçtikçe daha çok ülkeye yayılan Corona Virüs nedir, nasıl bulaşır, korunma yolları nelerdir açıklayalım.

Corona virüs nedir?

Hayvanlar arasında yaygın olarak görülen bir virüs grubudur. Bilim adamları tarafından yapılan açıklamaya göre nadir durumlarda insanlara hayvanlardan bulaştığı görülmektedir. Şu anda görülen Corona Virüs’ün Çin’in Wuhan kentinde başladığı ve vahşi hayvanların yenmesi sonucunda yayıldığı düşünülmektedir. Özellikle yarasa ve pengolin hayvanlarından kaynaklandığı düşünülen Corona Virüs şu anda en yakın komşumuz olan İran başta olmak üzere çok sayıda ülkeyi etkilemiştir.

Corona virüs tarihçesi;

Corona virüsler, aslında çoğu insanın hayatında karşılaşmış olduğu virüslerdir. İlk olarak 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. İnsan Corona Virüsleri hafif ve orta şiddetli solunum yolu hastalıklarına neden olurlar. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamaya göre bu virüslerin alfa, beta ve gama olarak 3 ana grubu vardır. Dördüncü grup ise delta olarak ortaya çıkmıştır.
Corona Virüsler RNA virüsleridir ve insanlar ile çeşitli hayvanları etkileyebilir. Bu virüsler insanlarda soğuk algınlığından zatürreye kadar çeşitli hastalıklara neden olabilirler. Özellikle insanlarda her yıl sonbahar ve kış aylarında görülen bu virüsler kuru öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve yorgunluk belirtisi ile kendini gösterir. Virüsün insanlarda aktif olma süresi 3-5 gündür ve 4-6 gün içinde Corona Virüs’ü olan hastalar hızla iyileşmeye başlarlar.
1960’lı yıllarda çok hafif belirtiler ile kendini gösteren ve hastalarda tahribata neden olmayan bu virüsler, zaman içinde form değiştirmiştir. 2002 yılında görülen virüsler, solunum yolu enfeksiyonlarından farklı olarak grip benzeri belirtiler ile daha şiddetli şekilde kendini göstermeye başlamıştır.
2003 yılında görülen Sars-Corona virüs adı verilen enfeksiyon yine Çin bölgesinde ortaya çıkmıştır. Önce yarasalardan kedilere, oradan da insana aktarıldığı düşünülen bu virüs, 5 kıtada 33 ülkeye sıçramış ve 8000 kişiyi etkisi altına almıştır. Bu vakalarda toplam 800 kişi hayatını kaybetmiştir. 2004 yılından sonra Sars Corona virüsüne bağlı olarak bildirilen herhangi bir gelişme olmamıştır.
2010 yılına gelindiğinde Corona Virüsün farklı bir çeşidi olan Mers Corona Virüsü görülmüştür. Bu virüs ilk kez Suudi Arabistan’da ortaya çıkmıştır ve deveden insanlara bulaştığı düşünülmektedir. Haziran 2018 tarihine kadar bulguları görülmeye devam eden bu virüsün 5 kıtada 27 farklı ülkeyi etkilediği ortaya çıkmıştır. Toplam 2279 kişi MERS-Corona virüsünden etkilenmiş ve bunlardan 791 kişi hayatını kaybetmiştir. Yapılan araştırmalara göre SARS ve MERS Corona virüslerinin aktif olma süresi 3-4 gündür ve 12-14 güne kadar uzayabilmektedir. Bu durumda hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce 14 gün boyunca herkese bulaşabildiği sonucu ortaya çıkar. MERS Corona virüsüne yakalanan kişilerde iyileşme süresi ise 7-10 günü bulabilmektedir.

Corona Virüs ne zaman ortaya çıktı, Türkiye’de var mı?

31 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde görülen bu yeni Corona virüs ise şimdiye kadar hiç görülmemiş olan bir tür olarak kaydedilmiştir. Hubei eyaletine bağlı Wuhan şehrinden gelen vaka bildirimlerine göre bu virüsün de hayvanlardan insanlara bulaştığı bildirilmektedir. Yeni virüsün ismi 2019-ncoV olarak adlandırılmıştır. Hızla yayılan hastalık, 30 Ocak 2020 tarihinde Çin dışında 19 ülkede daha görülmüştür ve toplamda 8000 kişiyi etkilemiştir. Bu tarihe kadar hepsi Çin’de olmak üzere 170 kişinin de hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Hayatını kaybeden kişilere bakıldığında büyük bir kısmının yaşlı, kronik akciğer ve böbrek hastalıları olan, diyabet hastası olan, Parkinson tanısı konulan ya da kronik kalp hastalığı olan kişiler olduğu görülmüştür.
25 Şubat 2020 tarihine bakıldığında ise dünya geneline yayılmaya devam eden virüsün 80.289 kişiyi etkilediği açıklanmıştır. Bu hastalardan 27.789 kişi tedavi edilmiş ancak farklı ülkelerde toplam ölenlerin sayısı 2.704’e ulaşmıştır. Yeni corona virüsten en çok etkilenen ülkenin İtalya olduğu açıklanmıştır. Ülkede toplam 270 vaka görülmüş, bunlardan 1 kişinin hayatı kurtulmuş ve 7 kişi de hayatını kaybetmiştir. En yakın sınır komşumuz İran’a bakıldığında ise 61 adet Vakanın görüldüğünü ve bunlardan 16’sının hayatını kaybettiğini görüyoruz.

Türkiye’de son durum nedir?

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye’de henüz Corona Virüs vakalarına rastlanılmamıştır. Son günlerde Niğde, Van ve çeşitli illerde, kaçak yolla gelen hastaların karantina altına alınması olayları görülse de hepsinin tedbir amaçla olduğu ve şu ana kadar ülkemizde bu virüsle ilgili bir vaka yaşanmadığı belirtilmiştir. Ülkemizin bu konuda tüm tedbirleri aldığı ve özellikle sınır kapılarındaki kontrollerin, termal kamera taramalarının arttırıldığı da açıklanmıştır.

2019-nCov nasıl bulaşır?

Yeni görülen Corona Virüsün, en son grup olan Beta grubundan olduğu ve diğer Corona virüslerin gelişmiş bir formu olduğu açıklanmıştır. Bu virüslerin genellikle deniz ürünleri ve vahşi hayvanların et ürünlerinin satıldığı pazarlardan insanlara bulaştığı düşünülmektedir. Özellikle yarasa ve develerden insanlara bulaşan bu hastalık, kolayca yayılabilir.
Bu hastalık insandan insana kısa sürede bulaşabilen, genellikle aynı aile ortamında bulunan ve damlacık önlemlerini almayan sağlık çalışanlarında görülmüştür. Hastalığın bulaşması, hasta olan kişilerin öksürük ve hapşırma ile etrafa dağılan damlacıklara, 1 metreden yakın temas edilmesi sonucunda yayılır. Korumasız olan kişilerin solunum yollarına girer.
Hastalığın, mikroplara temas etmiş olan yüzeylere ya da eşyalarla temas ederek burun, ağız ve gözlere dokunulması, hapşırma, öksürme ya da konuşma sırasında havaya atılan damlacıkların solunum yoluyla alınması sonucunda, sağlıklı insanlara aktarıldığı açıklanmıştır.
2019-ncov virüs belirtileri nelerdir?
Ateşle kendisi göstermeye başlayan bu hastalığın belirti verme süresi 2-14 gün arasındadır. Şu anda bilinen belirtileri ateş, öksürük, bulantı, kusma, nefes darlığı şeklindedir. Genellikle üst solunum yolunu etkileyen bu virüs alt solunum yollarına da inerek zatürre gibi sorunlara yol açmaktadır. Bazı hastalarda ishal gibi sindirim sistemi sorunlarına yol açtığı da görülmüştür.
Zatürre ve böbrek yetmezliği gibi sorunlara neden olduğu bilinen hastaların yaklaşık %30’nun hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştır. Ölümle sonuçlanan vakaların çoğunun altında yatan şeker, kalp, böbrek, kanser ve kronik akciğer gibi hastalıklarının olduğu bilinmektedir. Bazı insanlarda virüs belirtilerinin normal soğuk algınlığı gibi görüldüğü, bazılarında ise hiç belirti görülmediği açıklanmıştır.
Özet olarak 2019-nCov hastalığının yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı, bulantı, kusma ve ishal belirtileri bulunur. Ayrıca ağır olgularda solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve multi organ yetmezliği de görülmektedir.

2019-nCov tedavisi var mı?

Bu hastalık, normal enfeksiyon hastalıklarının tedavisi ile kontrol atına alınmaktadır ancak bilinen bir tedavi yoktur. 24 Şubat 2020 tarihinde Çin’den yapılan açıklamaya göre bu virüs için bir aşı geliştirilmiştir ancak halen test aşamasında olduğu için piyasaya sürülmemiştir. Çin’den yapılan açıklamaya göre aşının testlerinin başarılı şekilde devam ettiği ancak halen test aşamasının sürdüğü belirtilmiştir.
Uzmanlar tarafından yapılan açıklamaya göre şu anki enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar bu virüs üzerinde de denenmiş ancak olumlu sonuç alınamamıştır. Hastalığın tedavisi için en önemlisinin vücut direnci olduğunu belirten uzmanlar hastaların yatak istirahati almaları gerektiğini, bol sıvı tüketiminin ve günlük alınması gereken kalori miktarının mutlaka alınması gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda tedavi sürecinde beslenme düzenine dikkat edilmelidir.

2019 Corona Virüs korunma yolları nelerdir?

Bu hastalıktan ve diğer tüm viral hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması yeterlidir. Özellikle yaşlıların, hamilelerin, bağışıklık sistemi yetersiz olanların, herhangi bir hastalığın son evresinde olanların ve çocukların büyük risk altında olduğu unutulmamalıdır.
• Hastalık olan kişilerle mümkün olduğu kadar yakın temastan kaçınılmalıdır.
• El hijyenine dikkat edilmeli, eller sık sık 20 saniye kadar su ve sabun ile yıkanmalıdır. Özellikle hasta insanlarla ya da çevresi ile doğrudan temas edilmesi halinde ellerin mutlaka yıkanması gerekir. Su ve sabun olmayan ortamlarda ellerin alkol bazlı el antiseptiği ile temizlenmesi gerekir.
• Çiftlik hayvanlarıyla ya da vahşi hayvanlar ile yakın temastan kaçınılmalıdır.
• Hasta olan kişilerin diğer insanlarla mesafeyi koruması, hapşırırken ya da öksürürken ağızını temiz bir mendil ile kapatması ve hemen ellerin yıkanması, kâğıt mendil bulunmadığı durumlarda dirsek içinin kullanılması, ellerin mutlaka yıkanması ve gözle, ağızla ya da burunla ellerin temas etmemesi gerekir.
• Hasta olan kişilerin dokunduğu yüzeylerin sık aralıklarla temizlenmesi gerekir.
• Et ve yumurta gibi hayvansal gıdaların mutlaka, çok iyi pişirilmesi gerekir.
• Hasta olan kişilerin mümkün olduğu kadar kalabalık yerlere girmemesi, kalabalık yerlerde ağız ve burnun kapatılması, mümkünse tıbbi maskelerin kullanılması gerekir.
• Bağışıklık sistemi güçlendirilmeye çalışılmalıdır.
• Hasta olan kişilerin yeteli sıvı alması, kaliteli protein, doğal sebze, tam tahıl, meyve, antioksidan ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenmesi gerekir.
• Kapı kolları ve oyuncaklar gibi sık kullanılan yüzeylerin, sık aralıklarla dezenfekte edilmesi gerekir.
• Ev ortamı sık sık havalandırılmalıdır.
• Hasta olan kişilere 1 metreden fazla yaklaşılmamalıdır.
• Tuvaletten önce ve sonra, yemeklerden önce ve sonra eller mutlaka 20 saniye boyunca yıkanmalıdır.
Dünya sağlık örgütü tarafından açıklanan korunma yöntemleri ise şöyledir;
• Develerle temastan kaçınılmalıdır.
• Çiğ deve sütü ve deve idrarı içilmemelidir.
• İyi pişmemiş etler, özellikle deve eti yenilmemelidir.
• Riskli bölgelere seyahat eden herkes çiftlikler, pazarlar, ahırlar ve hayvanların bulunduğu diğer yerleri ziyaret ederken genel hijyen kurallarına uymalıdır.
• Hayvanlarla temas öncesi ve sonrasında eller mutlaka yıkanmalıdır.
• Hasta hayvanlar ile temas etmekten kaçınılmalıdır.
• Çiğ hayvan eti kesinlikle yenmemelidir.
• Ateşi ya da öksürüğü olanların, nefes almakta zorluk çekenlerin hemen bir sağlık merkezine görünmesi gerekir.

Corona Virüs hakkında sık sorulan sorular;

Corona Virüs vakalarının giderek yaygınlaşması, tedavisi henüz bulunmayan bu hastalık hakkında soruların da çoğalmasına neden olmuştur. Corona Virüs hakkında en çok merak edilenleri açıklayalım;

Yeni Corona Virüs yani 2019-nCov nedir?

7 Ocak 2020 tarihinde tanımlanmış olan bu virüs, daha önce insanlarda görülmemiş olan yeni bir Corona Virüs çeşididir. Daha önce görülen Corona Virüslerin gelişmiş hali olarak düşünülmektedir.

2019-nCov ilk olarak ne zaman görülmüştür?

Bu yeni virüsün ilk bildirimleri dünya sağlık örgütü tarafından yapılmıştır. Kaynağının Çin’in Wuhan kenti olduğu açıklanmıştır. Hastalık ilk olarak 31 Aralık tarihinden pnömoni vakaları şeklinde görülmüştür.

2019-nCov kaynağı nedir?

Yeni görülen bu Corona virüs türünün kaynağı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yarasalardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu hastalığın Çin’de bulunan evcil ve vahşi hayvan etlerinin bulunduğu pazarda satış yapan kişilerde ilk olarak görülmesi, hayvanlardan geldiğini düşündürmektedir.

2019-nCov nasıl bulaşır?

Bu virüsün insan sıvıları ile bulaştığı düşünülmekle birlikte henüz tam olarak nasıl bulaştığı kanıtlanmamıştır. Damlacık yoluyla insanlar arasında yayıldığı düşünülmektedir.
2019-nCov için kuluçka yani inkübasyon süresi ne kadardır?
Bu yeni virüsün kuluçka süresi tam olarak bilinmiyor ancak 2 ile 24 gün arasından olduğu tahmin ediliyor.

Yeni Corona Virüsün neden olduğu semptomlar nelerdir?

Bu hastalığın bazı kişilerde hiçbir bulgusu görülmemiştir. En yaygın görülen belirtiler ise yüksek ateş, solunum yetmezliği, burun akıntısı, hapşırma, öksürmedir. Şiddetli olan vakalarda ise zatürre, böbrek yetmezliği, solunum yetmezliği ve ölüm görülebilmektedir.

2019-nCov kimlerde daha şiddetli görülür?

Elde olan verilere göre bu hastalık yaşlılarda ve başka hastalığı olan kişilerde çok daha şiddetli görülmektedir.

2019-nCov ortamda yaşamaya devam eder mi?

Şu anda elde edilen verilere göre dış ortamlara bulunan 2019-nCov virüsünün ellerle bulaşma olasılığının çok düşük olduğu görülmektedir. Ancak yine de önlem olarak canlı ya da cansız yüzeylere temas eden ellerin mutlaka yıkanması ve dezenfekte edilmesi ihmal edilmemelidir.

Yeni Corona Virüs nasıl seyrediyor?

Elde olan verilere göre bu hastalığın nasıl ve hangi hızda seyrettiği bilinmiyor. Ancak bu konuda yapılan çalışmalar devam etmektedir. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalara göre şu anda hasta olmayan bölgelere bu hastalık yayılabilir. Hasta olan insanların sayısı belirgin şekilde artabilir ancak bu durum ölüm sayısının artacağı anlamı taşımaz.

Corona Virüsüne yakalanmış olan hastaların ne yapması gerekir, bu hastalara nasıl yaklaşılmalıdır?

Yüksek ateş, öksürük ve solunum güçlüğü çeken hastalar olası risk altında olarak, bu hastaların solunum yollarından alınan örnekler ile yapılan testler sonucunda virüsün tespit edilmesi de kesin hasta grubu olarak adlandırılır. Olası ya da kesin hasta olanların kendilerinin hastanelere başvurmalarından ziyade, sağlık ekiplerini arayarak ön değerlendirmenin evlerinde yapılmasını talep etmeleri gerekir. Bu sayede hastalığın toplum içinde yayılmasının önüne geçilebilir. Evde değerlendirilecek olan hastaların ağız ve burunlarına maske takmaları gerekir. Bu hastayı değerlendirecek olan sağlık ekiplerinin de yüksek koruyucu eldiven, maske ve diğer koruyucu ekipmanları giymesi gerekir.
Hastalığı taşıma risk olanların hastaneye maske ile getirilmesi ve negatif basınçlı odalarda gözlem altına alınması gerekir. Bu hastaya hizmet verecek sağlık ekibinin de koruyucu giysiler kullanması gerekir.

Sınır kapılarında Corona Virüs için nasıl önlem alınmalıdır?

Başta hastalığın görüldüğü Çin’den gelen yolcular olmak üzere ülkeye dışarıdan gelecek olan tüm yolcuların mutlaka termal kameralardan geçirilmesi gerekir. Bunun yanında sağlık taramaları da yapılmalıdır. Herhangi bir hastalığı olmayan insanların, 14 gün içinde yüksek ateş, solunum darlığı ve öksürük gibi bulgular görüldüğünde hemen sağlık ekiplerine bildirmeleri konusunda uyarılması gerekir. Başka ülkelerden gelen kişilerin hiçbir belirtisi olmasa bile mutlaka dışarıda maske ile gezmesi, hastalığın yaygınlaşmaması açısından oldukça önemlidir.

Bu hastalıktan kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Corona Virüsten korunmak için mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlara girilmemelidir. Bu hastalığa yakalanmayı ve bulaşmasını önlemek için el hijyenine önem verilmeli, maske takmadan dışarı çıkılmamalı, güvenli gıdalar kullanılmalıdır. Et ve yumurta gibi hayvansal gıdalar çok iyi temizlenmeli ve mümkün olduğu kadar çok pişirilmelidir. Çiğ et ve hayvansal gıdalardan kesinlikle uzak durulmalıdır.

Dünyayı Endişelendiren Corona Virüs Nedir, Nasıl Bulaşır?

Son zamanlarda dünyanın gündeminde Corona Virüs olayları gün geçtikçe artış gösteriyor. Şu ana kadar pek çok ülkede görülen Corona Virüs ile ilgili Sağlık Bakanlığımız tarafından da çeşitli açıklamalar yapılıyor. İnsanları solunum yoluyla etkisi altına alan ve gün geçtikçe daha çok ülkeye yayılan Corona Virüs nedir, nasıl bulaşır, korunma yolları nelerdir açıklayalım.

Corona virüs nedir?

Hayvanlar arasında yaygın olarak görülen bir virüs grubudur. Bilim adamları tarafından yapılan açıklamaya göre nadir durumlarda insanlara hayvanlardan bulaştığı görülmektedir. Şu anda görülen Corona Virüs’ün Çin’in Wuhan kentinde başladığı ve vahşi hayvanların yenmesi sonucunda yayıldığı düşünülmektedir. Özellikle yarasa ve pengolin hayvanlarından kaynaklandığı düşünülen Corona Virüs şu anda en yakın komşumuz olan İran başta olmak üzere çok sayıda ülkeyi etkilemiştir.

Corona virüs tarihçesi;

Corona virüsler, aslında çoğu insanın hayatında karşılaşmış olduğu virüslerdir. İlk olarak 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. İnsan Corona Virüsleri hafif ve orta şiddetli solunum yolu hastalıklarına neden olurlar. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamaya göre bu virüslerin alfa, beta ve gama olarak 3 ana grubu vardır. Dördüncü grup ise delta olarak ortaya çıkmıştır.
Corona Virüsler RNA virüsleridir ve insanlar ile çeşitli hayvanları etkileyebilir. Bu virüsler insanlarda soğuk algınlığından zatürreye kadar çeşitli hastalıklara neden olabilirler. Özellikle insanlarda her yıl sonbahar ve kış aylarında görülen bu virüsler kuru öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve yorgunluk belirtisi ile kendini gösterir. Virüsün insanlarda aktif olma süresi 3-5 gündür ve 4-6 gün içinde Corona Virüs’ü olan hastalar hızla iyileşmeye başlarlar.
1960’lı yıllarda çok hafif belirtiler ile kendini gösteren ve hastalarda tahribata neden olmayan bu virüsler, zaman içinde form değiştirmiştir. 2002 yılında görülen virüsler, solunum yolu enfeksiyonlarından farklı olarak grip benzeri belirtiler ile daha şiddetli şekilde kendini göstermeye başlamıştır.
2003 yılında görülen Sars-Corona virüs adı verilen enfeksiyon yine Çin bölgesinde ortaya çıkmıştır. Önce yarasalardan kedilere, oradan da insana aktarıldığı düşünülen bu virüs, 5 kıtada 33 ülkeye sıçramış ve 8000 kişiyi etkisi altına almıştır. Bu vakalarda toplam 800 kişi hayatını kaybetmiştir. 2004 yılından sonra Sars Corona virüsüne bağlı olarak bildirilen herhangi bir gelişme olmamıştır.
2010 yılına gelindiğinde Corona Virüsün farklı bir çeşidi olan Mers Corona Virüsü görülmüştür. Bu virüs ilk kez Suudi Arabistan’da ortaya çıkmıştır ve deveden insanlara bulaştığı düşünülmektedir. Haziran 2018 tarihine kadar bulguları görülmeye devam eden bu virüsün 5 kıtada 27 farklı ülkeyi etkilediği ortaya çıkmıştır. Toplam 2279 kişi MERS-Corona virüsünden etkilenmiş ve bunlardan 791 kişi hayatını kaybetmiştir. Yapılan araştırmalara göre SARS ve MERS Corona virüslerinin aktif olma süresi 3-4 gündür ve 12-14 güne kadar uzayabilmektedir. Bu durumda hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce 14 gün boyunca herkese bulaşabildiği sonucu ortaya çıkar. MERS Corona virüsüne yakalanan kişilerde iyileşme süresi ise 7-10 günü bulabilmektedir.

Corona Virüs ne zaman ortaya çıktı, Türkiye’de var mı?

31 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde görülen bu yeni Corona virüs ise şimdiye kadar hiç görülmemiş olan bir tür olarak kaydedilmiştir. Hubei eyaletine bağlı Wuhan şehrinden gelen vaka bildirimlerine göre bu virüsün de hayvanlardan insanlara bulaştığı bildirilmektedir. Yeni virüsün ismi 2019-ncoV olarak adlandırılmıştır. Hızla yayılan hastalık, 30 Ocak 2020 tarihinde Çin dışında 19 ülkede daha görülmüştür ve toplamda 8000 kişiyi etkilemiştir. Bu tarihe kadar hepsi Çin’de olmak üzere 170 kişinin de hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Hayatını kaybeden kişilere bakıldığında büyük bir kısmının yaşlı, kronik akciğer ve böbrek hastalıları olan, diyabet hastası olan, Parkinson tanısı konulan ya da kronik kalp hastalığı olan kişiler olduğu görülmüştür.
25 Şubat 2020 tarihine bakıldığında ise dünya geneline yayılmaya devam eden virüsün 80.289 kişiyi etkilediği açıklanmıştır. Bu hastalardan 27.789 kişi tedavi edilmiş ancak farklı ülkelerde toplam ölenlerin sayısı 2.704’e ulaşmıştır. Yeni corona virüsten en çok etkilenen ülkenin İtalya olduğu açıklanmıştır. Ülkede toplam 270 vaka görülmüş, bunlardan 1 kişinin hayatı kurtulmuş ve 7 kişi de hayatını kaybetmiştir. En yakın sınır komşumuz İran’a bakıldığında ise 61 adet Vakanın görüldüğünü ve bunlardan 16’sının hayatını kaybettiğini görüyoruz.

Türkiye’de son durum nedir?

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye’de henüz Corona Virüs vakalarına rastlanılmamıştır. Son günlerde Niğde, Van ve çeşitli illerde, kaçak yolla gelen hastaların karantina altına alınması olayları görülse de hepsinin tedbir amaçla olduğu ve şu ana kadar ülkemizde bu virüsle ilgili bir vaka yaşanmadığı belirtilmiştir. Ülkemizin bu konuda tüm tedbirleri aldığı ve özellikle sınır kapılarındaki kontrollerin, termal kamera taramalarının arttırıldığı da açıklanmıştır.

2019-nCov nasıl bulaşır?

Yeni görülen Corona Virüsün, en son grup olan Beta grubundan olduğu ve diğer Corona virüslerin gelişmiş bir formu olduğu açıklanmıştır. Bu virüslerin genellikle deniz ürünleri ve vahşi hayvanların et ürünlerinin satıldığı pazarlardan insanlara bulaştığı düşünülmektedir. Özellikle yarasa ve develerden insanlara bulaşan bu hastalık, kolayca yayılabilir.
Bu hastalık insandan insana kısa sürede bulaşabilen, genellikle aynı aile ortamında bulunan ve damlacık önlemlerini almayan sağlık çalışanlarında görülmüştür. Hastalığın bulaşması, hasta olan kişilerin öksürük ve hapşırma ile etrafa dağılan damlacıklara, 1 metreden yakın temas edilmesi sonucunda yayılır. Korumasız olan kişilerin solunum yollarına girer.
Hastalığın, mikroplara temas etmiş olan yüzeylere ya da eşyalarla temas ederek burun, ağız ve gözlere dokunulması, hapşırma, öksürme ya da konuşma sırasında havaya atılan damlacıkların solunum yoluyla alınması sonucunda, sağlıklı insanlara aktarıldığı açıklanmıştır.
2019-ncov virüs belirtileri nelerdir?
Ateşle kendisi göstermeye başlayan bu hastalığın belirti verme süresi 2-14 gün arasındadır. Şu anda bilinen belirtileri ateş, öksürük, bulantı, kusma, nefes darlığı şeklindedir. Genellikle üst solunum yolunu etkileyen bu virüs alt solunum yollarına da inerek zatürre gibi sorunlara yol açmaktadır. Bazı hastalarda ishal gibi sindirim sistemi sorunlarına yol açtığı da görülmüştür.
Zatürre ve böbrek yetmezliği gibi sorunlara neden olduğu bilinen hastaların yaklaşık %30’nun hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştır. Ölümle sonuçlanan vakaların çoğunun altında yatan şeker, kalp, böbrek, kanser ve kronik akciğer gibi hastalıklarının olduğu bilinmektedir. Bazı insanlarda virüs belirtilerinin normal soğuk algınlığı gibi görüldüğü, bazılarında ise hiç belirti görülmediği açıklanmıştır.
Özet olarak 2019-nCov hastalığının yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı, bulantı, kusma ve ishal belirtileri bulunur. Ayrıca ağır olgularda solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve multi organ yetmezliği de görülmektedir.

2019-nCov tedavisi var mı?

Bu hastalık, normal enfeksiyon hastalıklarının tedavisi ile kontrol atına alınmaktadır ancak bilinen bir tedavi yoktur. 24 Şubat 2020 tarihinde Çin’den yapılan açıklamaya göre bu virüs için bir aşı geliştirilmiştir ancak halen test aşamasında olduğu için piyasaya sürülmemiştir. Çin’den yapılan açıklamaya göre aşının testlerinin başarılı şekilde devam ettiği ancak halen test aşamasının sürdüğü belirtilmiştir.
Uzmanlar tarafından yapılan açıklamaya göre şu anki enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar bu virüs üzerinde de denenmiş ancak olumlu sonuç alınamamıştır. Hastalığın tedavisi için en önemlisinin vücut direnci olduğunu belirten uzmanlar hastaların yatak istirahati almaları gerektiğini, bol sıvı tüketiminin ve günlük alınması gereken kalori miktarının mutlaka alınması gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda tedavi sürecinde beslenme düzenine dikkat edilmelidir.

2019 Corona Virüs korunma yolları nelerdir?

Bu hastalıktan ve diğer tüm viral hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması yeterlidir. Özellikle yaşlıların, hamilelerin, bağışıklık sistemi yetersiz olanların, herhangi bir hastalığın son evresinde olanların ve çocukların büyük risk altında olduğu unutulmamalıdır.
• Hastalık olan kişilerle mümkün olduğu kadar yakın temastan kaçınılmalıdır.
• El hijyenine dikkat edilmeli, eller sık sık 20 saniye kadar su ve sabun ile yıkanmalıdır. Özellikle hasta insanlarla ya da çevresi ile doğrudan temas edilmesi halinde ellerin mutlaka yıkanması gerekir. Su ve sabun olmayan ortamlarda ellerin alkol bazlı el antiseptiği ile temizlenmesi gerekir.
• Çiftlik hayvanlarıyla ya da vahşi hayvanlar ile yakın temastan kaçınılmalıdır.
• Hasta olan kişilerin diğer insanlarla mesafeyi koruması, hapşırırken ya da öksürürken ağızını temiz bir mendil ile kapatması ve hemen ellerin yıkanması, kâğıt mendil bulunmadığı durumlarda dirsek içinin kullanılması, ellerin mutlaka yıkanması ve gözle, ağızla ya da burunla ellerin temas etmemesi gerekir.
• Hasta olan kişilerin dokunduğu yüzeylerin sık aralıklarla temizlenmesi gerekir.
• Et ve yumurta gibi hayvansal gıdaların mutlaka, çok iyi pişirilmesi gerekir.
• Hasta olan kişilerin mümkün olduğu kadar kalabalık yerlere girmemesi, kalabalık yerlerde ağız ve burnun kapatılması, mümkünse tıbbi maskelerin kullanılması gerekir.
• Bağışıklık sistemi güçlendirilmeye çalışılmalıdır.
• Hasta olan kişilerin yeteli sıvı alması, kaliteli protein, doğal sebze, tam tahıl, meyve, antioksidan ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenmesi gerekir.
• Kapı kolları ve oyuncaklar gibi sık kullanılan yüzeylerin, sık aralıklarla dezenfekte edilmesi gerekir.
• Ev ortamı sık sık havalandırılmalıdır.
• Hasta olan kişilere 1 metreden fazla yaklaşılmamalıdır.
• Tuvaletten önce ve sonra, yemeklerden önce ve sonra eller mutlaka 20 saniye boyunca yıkanmalıdır.
Dünya sağlık örgütü tarafından açıklanan korunma yöntemleri ise şöyledir;
• Develerle temastan kaçınılmalıdır.
• Çiğ deve sütü ve deve idrarı içilmemelidir.
• İyi pişmemiş etler, özellikle deve eti yenilmemelidir.
• Riskli bölgelere seyahat eden herkes çiftlikler, pazarlar, ahırlar ve hayvanların bulunduğu diğer yerleri ziyaret ederken genel hijyen kurallarına uymalıdır.
• Hayvanlarla temas öncesi ve sonrasında eller mutlaka yıkanmalıdır.
• Hasta hayvanlar ile temas etmekten kaçınılmalıdır.
• Çiğ hayvan eti kesinlikle yenmemelidir.
• Ateşi ya da öksürüğü olanların, nefes almakta zorluk çekenlerin hemen bir sağlık merkezine görünmesi gerekir.

Corona Virüs hakkında sık sorulan sorular;

Corona Virüs vakalarının giderek yaygınlaşması, tedavisi henüz bulunmayan bu hastalık hakkında soruların da çoğalmasına neden olmuştur. Corona Virüs hakkında en çok merak edilenleri açıklayalım;

Yeni Corona Virüs yani 2019-nCov nedir?

7 Ocak 2020 tarihinde tanımlanmış olan bu virüs, daha önce insanlarda görülmemiş olan yeni bir Corona Virüs çeşididir. Daha önce görülen Corona Virüslerin gelişmiş hali olarak düşünülmektedir.

2019-nCov ilk olarak ne zaman görülmüştür?

Bu yeni virüsün ilk bildirimleri dünya sağlık örgütü tarafından yapılmıştır. Kaynağının Çin’in Wuhan kenti olduğu açıklanmıştır. Hastalık ilk olarak 31 Aralık tarihinden pnömoni vakaları şeklinde görülmüştür.

2019-nCov kaynağı nedir?

Yeni görülen bu Corona virüs türünün kaynağı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yarasalardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu hastalığın Çin’de bulunan evcil ve vahşi hayvan etlerinin bulunduğu pazarda satış yapan kişilerde ilk olarak görülmesi, hayvanlardan geldiğini düşündürmektedir.

2019-nCov nasıl bulaşır?

Bu virüsün insan sıvıları ile bulaştığı düşünülmekle birlikte henüz tam olarak nasıl bulaştığı kanıtlanmamıştır. Damlacık yoluyla insanlar arasında yayıldığı düşünülmektedir.
2019-nCov için kuluçka yani inkübasyon süresi ne kadardır?
Bu yeni virüsün kuluçka süresi tam olarak bilinmiyor ancak 2 ile 24 gün arasından olduğu tahmin ediliyor.

Yeni Corona Virüsün neden olduğu semptomlar nelerdir?

Bu hastalığın bazı kişilerde hiçbir bulgusu görülmemiştir. En yaygın görülen belirtiler ise yüksek ateş, solunum yetmezliği, burun akıntısı, hapşırma, öksürmedir. Şiddetli olan vakalarda ise zatürre, böbrek yetmezliği, solunum yetmezliği ve ölüm görülebilmektedir.

2019-nCov kimlerde daha şiddetli görülür?

Elde olan verilere göre bu hastalık yaşlılarda ve başka hastalığı olan kişilerde çok daha şiddetli görülmektedir.

2019-nCov ortamda yaşamaya devam eder mi?

Şu anda elde edilen verilere göre dış ortamlara bulunan 2019-nCov virüsünün ellerle bulaşma olasılığının çok düşük olduğu görülmektedir. Ancak yine de önlem olarak canlı ya da cansız yüzeylere temas eden ellerin mutlaka yıkanması ve dezenfekte edilmesi ihmal edilmemelidir.

Yeni Corona Virüs nasıl seyrediyor?

Elde olan verilere göre bu hastalığın nasıl ve hangi hızda seyrettiği bilinmiyor. Ancak bu konuda yapılan çalışmalar devam etmektedir. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalara göre şu anda hasta olmayan bölgelere bu hastalık yayılabilir. Hasta olan insanların sayısı belirgin şekilde artabilir ancak bu durum ölüm sayısının artacağı anlamı taşımaz.

Corona Virüsüne yakalanmış olan hastaların ne yapması gerekir, bu hastalara nasıl yaklaşılmalıdır?

Yüksek ateş, öksürük ve solunum güçlüğü çeken hastalar olası risk altında olarak, bu hastaların solunum yollarından alınan örnekler ile yapılan testler sonucunda virüsün tespit edilmesi de kesin hasta grubu olarak adlandırılır. Olası ya da kesin hasta olanların kendilerinin hastanelere başvurmalarından ziyade, sağlık ekiplerini arayarak ön değerlendirmenin evlerinde yapılmasını talep etmeleri gerekir. Bu sayede hastalığın toplum içinde yayılmasının önüne geçilebilir. Evde değerlendirilecek olan hastaların ağız ve burunlarına maske takmaları gerekir. Bu hastayı değerlendirecek olan sağlık ekiplerinin de yüksek koruyucu eldiven, maske ve diğer koruyucu ekipmanları giymesi gerekir.
Hastalığı taşıma risk olanların hastaneye maske ile getirilmesi ve negatif basınçlı odalarda gözlem altına alınması gerekir. Bu hastaya hizmet verecek sağlık ekibinin de koruyucu giysiler kullanması gerekir.

Sınır kapılarında Corona Virüs için nasıl önlem alınmalıdır?

Başta hastalığın görüldüğü Çin’den gelen yolcular olmak üzere ülkeye dışarıdan gelecek olan tüm yolcuların mutlaka termal kameralardan geçirilmesi gerekir. Bunun yanında sağlık taramaları da yapılmalıdır. Herhangi bir hastalığı olmayan insanların, 14 gün içinde yüksek ateş, solunum darlığı ve öksürük gibi bulgular görüldüğünde hemen sağlık ekiplerine bildirmeleri konusunda uyarılması gerekir. Başka ülkelerden gelen kişilerin hiçbir belirtisi olmasa bile mutlaka dışarıda maske ile gezmesi, hastalığın yaygınlaşmaması açısından oldukça önemlidir.

Bu hastalıktan kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Corona Virüsten korunmak için mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlara girilmemelidir. Bu hastalığa yakalanmayı ve bulaşmasını önlemek için el hijyenine önem verilmeli, maske takmadan dışarı çıkılmamalı, güvenli gıdalar kullanılmalıdır. Et ve yumurta gibi hayvansal gıdalar çok iyi temizlenmeli ve mümkün olduğu kadar çok pişirilmelidir. Çiğ et ve hayvansal gıdalardan kesinlikle uzak durulmalıdır.

kızlık-zarı-dikimi

Kızlık Zarı Dikimi İzmir

Kızlık zarı, toplum arasında bekaret simgesi olarak görülür. Herkesin kızlık zarı yapısı farklı olabilir. Bazı kızlık zarları ilk ilişkide kanayabilirler, bazıları da kanamayabilir. Özellikle esnek olan kızlık zarları ilk ilişkide tahriş olmadan ve zarar görmeden açıldığı için kanama olmayabilir. Yapısal ve esneklik olarak herkeste farklı olan kızlık zarı dikimi için de farklı operasyonlar uygulanabilir. Kızlık zarı dikimi İzmir başta olmak üzere tüm büyük şehirlerde en çok başvurulan operasyonlar arasında yer alır.

Kızlık zarı dikimi İzmir için hangi hastane tercih edilmelidir?

Kızlık zarı dikimi, her ne kadar basit gibi görünse de uzmanlık gerektiren operasyonlardır. Bu nedenle operasyonu yaptırmak istediğiniz doktoru çok özenli seçmeli ve doktorunuz hakkında çok iyi araştırma yapmalısınız. Aynı şekilde bu operasyonların yapıldığı hastane koşularının da hijyenik ve steril olması gerekir. Herhangi bir komplikasyon gelişmesi durumu göz önüne alınarak, kızlık zarı dikiminin yapıldığı hastanenin tam teşekküllü olmasına da önem verilmelidir.
Kızlık zarı dikimi İzmir için en çok tercih edilen hastane Özel Park Tıp Merkezidir. Bunun nedeni, hastanemizin uzun yılların vermiş olduğu deneyimleri ile kişiye özel sağlık hizmeti sunmasıdır. Tam teşekküllü olan hastanemizde bulunan tüm doktorlarımız alanında uzman hekimlerden oluşmaktadır. Kızlık zarı dikimi için görevli olan jinekologlarımız da bu alanda uzun yıllardır deneyimi olan ve çok sayıda başarılı operasyon geçmişi bulunan hekimlerdir.

Kızlık zarı dikimi için hangi operasyonlar uygulanır?

Kızlık zarı dikimi iki farklı şekilde yapılır. Bunlardan iki geçici olan flep yöntemidir. Bu yöntemde kızlık zarının geçici olarak dikilmesi sağlanır. 1-7 gün arasında ilişkiye girilmesi gerekir. 7 gün sonra dikilen kızlık zarı etkisini yitirir ve eski haline döner. Bu operasyon yaklaşık olarak 10-15 dakika sürer. Genellikle lokal anestezi altında uygulanır. Ancak hastane tercihine bağlı olarak genel anestezi de tercih edilebilir.
Kızlık zarı dikimi için uygulanan ikinci bir yöntem de mikro cerrahi operasyonudur. Bu operasyonda, sağlam ve büyük olan kızlık zarı dokularının tamiri yapılır. Kalıcı olarak dikilen kızlık zarının tam olarak iyileşmesi 2 ay kadar sürer. Bu nedenle evlilik tarihinden en az iki ay önce bu operasyonun yapılması gerekir. Bu operasyonlar ile dikilen kızlık zarı ilk ilişkiye kadar 5-10 yıl arasında kalıcılık gösterir.

Kızlık zarı dikimi İzmir fiyatları nasıldır?

Kızlık zarı dikimi İzmir için fiyatlar, diğer bölgelere göre farklıdır. İzmir, bu alanda işlem yapan çok sayıda hastane barındırdığı için rekabet ortamı vardır. Fiyatlar diğer şehirlere göre biraz daha uygundur. Ancak kızlık zarı dikimi için fiyat araştırması yaparken göz önünde bulundurmanız gereken iki önemli nokta, doktor ve hastane seçiminin iyi yapılmasıdır. Az para ödeyerek merdiven altı diye tabir edilen yerlerde bu operasyonu yaptırmak sağlığınızı büyük ölçüde tehlikeye atabilir. Ayrıca operasyon sonucundan da memnun olmayabilirsiniz.
Hem sağlığınızı hem de bütçenizi korumak adına kızlık zarı dikimi İzmir için en çok tercih edilen hastanelerden biri olan Özel Park Tıp Merkezini tercih edebilirsiniz. Bu sayede kendinizi güvenilir ve uzman ellere emanet etmenin rahatlığını yaşayabilirsiniz.

corona

Yeni coronavirus (2019-ncov) hakkında bilgi notu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede çok sayıda kişide görülen Yeni Coronavirus ile ilgili bilgi notu paylaştı.
Bilgi notu şöyle:

YENİ CORONAVİRUS (2019-NCOV) HAKKINDA BİLGİ NOTU

 

Yeni Coronavirus nasıl ortaya çıktı?

Yeni Coronavirus ilk defa 29 Aralık 2019’da, Çin’in Wuhan şehrindeki deniz ürünleri ve canlı hayvan satan bir markette çalışan 4 kişide ve aynı günlerde bu marketi ziyaret eden çok sayıda kişide akciğer infeksiyonu (pnömoni) bulgularının tespit edildiğinin açıklanmasıyla gündeme gelmiştir. Hastalardan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda 7 Ocak’ta, hastalığa neden olan virusun SARS (2002) ve MERS (2012) gibi Coronavirus ailesinden olduğu anlaşılmış ve virusa Yeni Coronavirus 2019 (2019-nCoV) adı verilmiştir.
Coronaviruslar insanlar arasında hastalık yapabilen, bazı hayvan türlerinde (kedi, deve, yarasa) tespit edilebilen geniş bir virus ailesidir. Hayvanlar arasında dolaşan Coronaviruslar zaman içinde değişim göstererek insana bulaşma yeteneği kazanabilirler ve böylelikle insan olguları görülmeye başlar. Ancak bu virusların insanlar açısından tehdit oluşturması, insandan insana bulaşma yeteneği kazanmalarından sonra söz konusu olur. 2019-nCoV, Wuhan şehrinde canlı hayvan marketini ziyaret edenlerde ortaya çıkmış, insandan insana bulaşma yeteneği de kazanmış olan bir virustur.

Hastalık kaç kişide ve nerelerde görüldü? Kaç kişi hayatını kaybetti?

Kesin olarak kanıtlanmış hasta sayısı 23 Ocak saat 01:00 itibariyle 571 kişidir. Bunlardan 95’inin ağır seyirli olduğu ve 17 kişinin de hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Ayrıca henüz kesin olarak kanıtlanmamış 393 hasta daha olduğu belirtilmektedir. Hastalık Wuhan başta olmak üzere ve buradan yayılarak Çin’in 25 şehrinde, Japonya’da (1 kişi), Hong Kong’da (1 kişi), Tayvan’da (1 kişi), Makau’da (1 kişi), Güney Kore’de (1 kişi), Tayland’ta (3 kişi) ve ABD’de (1 kişi) görülmüştür.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Hastalık, 2-14 gün süren bir kuluçka süresinden sonra birden başlayan yüksek ateş (39 derece), öksürük ve nefes darlığı ile karakterlidir. Bazı hastalarda boğaz ağrısı ve burun akıntısının da olduğu görülmüştür. Hastalık genellikle orta-ağır bir klinik seyir göstermektedir. Ağır hastalanan ve ölen kişilerin büyük kısmı ileri yaştaki (>65y), altta yatan hastalıkları (akciğer hastalıkları, organ yetmezlikleri, kanser, diyabet, bağışıklık baskılayan hastalıklar) olan kişilerden oluşmaktadır. Genç sağlıklı erişkinlerde hastalık nispeten hafif seyretmektedir.

Hastalık nasıl bulaşır?

Yeni Coronavirusun, diğer Coronaviruslar gibi solunum salgıları ile bulaştığı düşünülmektedir. Hasta kişilerden öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virus içeren solunum salgısı damlacıkları, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olur. Hastalığın bu şekilde insandan insana bulaşması için yakın temas (1 metreden yakın) gereklidir. Bugüne kadar 16 sağlık çalışanının hastalarla temas sonucunda hastalandığı, hayvan marketini hiç ziyaret etmeyen kişilerde de hastalık geliştiği gösterilmiştir. Bu bulgular 2019-nCoV’nin insandan insana bulaşabildiğinin göstergesidir. Ancak halen bulaştırıcılığın ne ölçüde olduğu bilinmemektedir. Salgının nasıl seyredeceğini belirleyen en önemli faktör virusun insandan insana ne kadar kolay bulaşabildiği ve gerekli önlemlerin ne kadar başarıyla alınacağıdır. Bugünkü bilgiler ışığında 2019-nCoV’nin gıdalarla (et, süt, yumurta vb) bulaşmadığı söylenebilir.

Hastalıktan nasıl korunulabilir?

Hastalıktan korunmak için bir aşı söz konusu değildir. Bu nedenle korunmada şimdilik en etkili yöntem virusla (hasta kişilerle) temas etmekten kaçınmaktır. Bugün için ülkemizde hastalığın yayılması söz konusu olmadığından toplumda özel bir önlem alınmasına gerek yoktur. Ancak solunum yolu enfeksiyonu yapan çok sayıda virusun (grip, nezle virusları vb.) insanlar arasında dolaşmakta olduğu kış aylarında sadece 2019-nCoV’tan değil, diğer tüm solunum viruslarından korunmak için el temizliğine dikkat edilmesi, temiz olmayan ellerin göz, ağız ve buruna götürülmemesi çok önemlidir.
Hastalığın kaynağı olan Çin’den dünyanın diğer bölgelerine yayılmasını engellemek için Wuhan’da toplu taşıma araçları kullanımı yasaklanmış, şehirden giriş-çıkışlar durdurulmuş, maske kullanım zorunluluğu getirilmiştir.

Hastalığın tedavisi var mıdır?

Bugün için Coronaviruslara etkili olduğu gösterilmiş ilaç yoktur. Bu nedenle hastalara şikayetlerini azaltacak ve varsa bozulan organ fonksiyonlarını destekleyecek tedaviler verilmektedir. Ülkemizde son 14 gün içinde Çin’e bizzat seyahat etmiş olan veya seyahat etmiş biriyle yakın teması olan kişiler, ateş, öksürük, solunum sıkıntısı gibi belirtileri olursa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

TÜRK KLİNİK MİKROBİYOLOJİ VE İNFEKSİYON HASTALIKLARI DERNEĞİ

Kaynak: Türk Tabipler Birliği

kizlik-zari

Kızlık Zarı Dikimi Fiyatları

Kızlım zarı, her kadında farklı yapıya ve farklı esnekliğe sahip olan bir dokudur. Kızlık zarının bozulması ve sonradan diktirilmek istenmesinin nedeni aslında fizyolojik değil psikolojiktir. Kızlık zarının fizyolojik olarak bir görevi yoktur. Yalnızca bebeklerde idrar yolundan gelen enfeksiyonların rahim ve üreme kanallarına ulaşmaması görevini üstlenmektedir. Ancak yetişkinlerde bu görev için etkinliği azalır. Kızlık zarı dikimi kalıcı ve geçici olmak üzere iki farklı teknikle uygulanır. Uygulanan teknikler ile birlikte pek çok faktör kızlık zarı dikimi fiyatları üzerinde etkilidir.

Kızlık zarı dikimi fiyatları üzerinde etkili olan faktörler nelerdir?

Kızlık zarı dikimi fiyatlarını araştırmadan önce hangi amaçla bunu yaptırmak istediğinize ve ne kadar süre kalıcı olması gerektiğine karar vermelisiniz. Kızlık zarı dikimi tüm dünya da uygulanan oldukça basit bir işlemdir ancak yine de uzman doktorlar tarafından uygulanması gerekir. İstenmeyen sonuçlarla karşılaşmamak ya da operasyon sonrasında beklenmeyen komplikasyonların gelişmesini önlemek amacıyla kızlık zarının dikilmesi için uzman doktorları tercih etmeniz önemlidir. Kızlık zarı dikimi fiyatları için etkili olan faktörler ise şöyledir;

Uygulanacak olan operasyonun çeşidi;

Kızlık zarının tamir edilmesi için mikro cerrahi yöntemi ya da flep yöntemi kullanılır. Mikro cerrahi kalıcı olarak uygulanan bir yöntemdir ve iyileşme süresi 2 ay kadar sürer. Flep yöntemi ise ilişkiye girilmeden önceki 1-7 gün arasında uygulanması gereken, geçici kızlık zarı tamir işlemidir. Evlilik gününün sabahında bile uygulanan bu operasyonlardan sonra, kısa süre içinde ilişkiye girilmesi gerekir. Çünkü kızlık zarı kısa bir süre sonra kaybolur.
Geçici olarak yapılan işlem 10-15 dakika sürerken, kalcı olarak dikilen zarlar ise 20-25 dakika sürmektedir. Hem operasyon süresi hem de operasyonun kolaylık derecesi ameliyat fiyatlarını etkileyecektir.

Uygulanacak olan anestezi türü;

Kızlık zarı dikimi fiyatları üzerinde anestezi türünün de etkisi vardır. Bu işlem genellikle lokal anestezi uygulanarak yapılır ancak bazı hastalar genel anestezi almak isteyebilir. Bu durumda anestezi uzmanına ihtiyaç duyulur ve bu durum ek maliyet gerektirir.

Hastane ve doktor seçimi;

Kızlık zarı dikimi için mutlaka bu alanda uzman olan ve kendini kanıtlamış bir doktor seçimi yapmalısınız. Daha önceki hastaların memnuniyet oranlarını, kızlık zarı tamirindeki başarı oranını mutlaka incelemelisiniz. Ayrıca hastanenizin bu alandaki başarısını, hijyenik olup olmadığını, verdiği hizmetleri de incelemeniz gerekir.
Kızlık zarı dikimi devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde uygulanmaktadır. Devlet hastanelerinde yalnızca cinsel istismar, travma gibi özel durumlar sonucunda yaşanan bekaret kaybı nedeniyle uygulanır. Devlet hastanelerinde yapılan operasyonlar devlet tarafından karşılanır ancak özel hastanelerde karşılanmaz. Bu nedenle iki hastanenin fiyatları aynı olmaz. Aynı zamanda bu konuda uzman olan ve deneyimi ile kendini kanıtlamış doktorların fiyatları da biraz daha yüksek olacaktır.

gebelik-kurtaji

Kürtaj Fiyatları

Kürtaj, istenmeyen gebeliklerde gebeliğin sonlandırılması ve rahim içinin temizlenmesi işlemi olarak adlandırılabilir. Ancak düşük sonrası rahim içinin temizlenmesi için ya da âdet kanamalarının düzensiz olduğu durumlarda rahim içinin temizlenmesi ve adet düzeninin kontrol atına alınması için de kürtaj işlemi yapılabilir. Kürtaj yapılaman önce gebeliğin olup olmadığı kontrol edilir. Eğer gebelik kesesi oluşmuşsa, 4. haftaya girildiği anlamına gelir. Bu durumda gebeliğin 10. Haftasına kadar kürtaj işlemi yapılabilir. Bazı özel durumlarda yani bebeğin sağlığının kötüye gitmesi ve annenin sağlığını tehdit etmesi gibi durumların varlığında, gebeliğin ilerleyen dönemlerinde alınması mümkün olabilir. Kürtaj fiyatları ise pek çok etkene göre değişir.

Kürtaj fiyatları hangi etkenlere göre belirlenir?

Kürtaj yapılmadan öce bir dizi test ve muayene yapılması gerekir. Ayrıca kürtaj işleminin neden yapıldığı, işlem sırasında kullanılacak olan anestezi türü, doktor ve hastane seçini gibi pek çok etken, kürtaj fiyatları üzerinde etkilidir.

Gebelik haftası;

Kürtaj fiyatları, gebelik haftasına göre değişebilir. Bunun nedeni küçük olan yani 4 haftalık olan gebeliklerin kürtajla daha kolay alınmasıdır. Daha büyük gebeliklerde ise kullanılan aletler değişir ve kürtaj daha uzun sürer. Bu nedenle, gebelik haftası arttıkça kürtaj fiyatı da yükselir.

Uygulanan anestezi türü;

Kürtaj yapılırken genel anestezi ya da lokal anestezi yapılabilir. Genellikle lokal anestezi tercih edilir ancak bazı hastalar genel anestezi almak isteyebilir. Bu durumda bir anestezi uzmanı tarafından hastaların kontrol edilmesi gerekir. Genel anestezinin maliyeti, lokale göre daha yüksek olur.

Kesenin rahim içindeki yerleşim yeri;

Kesenin rahim içinde tutunduğu yere göre de kürtaj fiyatları etkilenir. Eğer kese rahim içinde kolay bir yerde bulunuyorsa, kürtaj kısa sürede tamamlanır ancak kese rahim içinde zor ulaşılan bir yereydeyse, kürtaj süjesi uzayacağı için fiyatlar da etkilenir.

Hastanenin hijyenik olması;

Kürtaj fiyatları, bu operasyonun yapıldığı hastanenin steril olup olmamasına göre de değişir. Bir ameliyathanenin steril olması için çeşitli temizleme işlemleri yapılır ve çeşitli solüsyonlar kullanılır. Temizlik için ayrılan zaman, emek ve materyaller de kürtaj fiyatlarını etkiler.

Hastanenin bulunduğu bölge veya şehir;

Kürtaj yaptırmak istediğiniz hastanenin bulunduğu bölge, şehir ve semt bile kürtaj fiyatlarını etkileyecektir. Büyük şehirlerdeki hastanelerde ya da tıp merkezlerinde rekabet ve hastane çokluğu nedeniyle daha uygun fiyatlar ile karşılaşabilirsiniz. Ancak küçük şehirlerde kürtaj fiyatları biraz daha yüksek olabilir. Ayrıca popüler olan bir semtte bulunan hastane ile uzak bölgede bulunan bir hastanenin kürtaj fiyatı da aynı olmaz.

Hastane seçimi;

Kürtaj işlemi hem devlet hastanelerinde hem de özel hastanelerde yapılabilir. Ancak devlet hastanelerinde doktor onayıyla ve anne ya da bebeğin sağlığı tehlikeydiyse bu işlem uygulanır. Devlet hastanelerinde istemeyen gebeliklerin keyfi olarak sonlandırılması mümkün değildir. Eğer 10 haftaya kadar olan gebeliğinizi kendi istediğinizle sonlandırmak istiyorsanız bunun için özel hastanelere başvuru yapmalısınız. Devlet hastanelerinde zorunlu durumlar nedeniyle kürtaj yapıldığı için bu masraflar devlet tarafından karşılanır ancak özel hastanelerde kürtaj masrafları karşılanmaz. Bu nedenle özel hastanelerin kürtaj fiyatları yüksek olacaktır. Aynı zamanda seçmiş olduğunuz hastanenin popüler olması da fiyatları etkiler.

Kullanılan malzemelerin kalitesi;

Kürtaj için kullanılan tüm malzemelerin kaliteli ve steril olması önemlidir. Hastaların rahminin içinde parça kalması, kürtaj işlemi sırasında rahme zarar gelmesi ve bunlar gibi pek çok sorun, kaliteli malzeme kullanımı ile ortadan kaldırılabilir. Malzemelerin kaliteli olması da kürtaj fiyatlarını etkileyecektir.

Doktorun uzmanlığı;

Kürtaj yaptırmak için uygun fiyatlı olan ancak bu alanda uzman olmayan ya da merdiven altı olarak tabir edilen yerleri tercih ederseniz, sağlığınızı kaybetme riskiniz büyük ölçüde artar. Çünkü kürtaj çok dikkat edilmesi ve uzmanlıkla uygulanması gereken bir işlemdir. Rahme zarar gelmemesi, hastanın enfeksiyon almaması, yumurtalıklara ve diğer üreme organlarına zarar gelmemesi gibi nedenlerle kürtaj operasyonlarını mutlaka uzman doktorlara yaptırmanız gerekir. Bazı durumlarda hastaların rahminin içinde parça ya da kalması gebeliğin sonlanmaması gibi sorunlarla da karşılaşılabilir. Bütün bu sorunları yaşamamak için mutlaka kürtaj alanında uzman olan bir hekimden destek almalısınız.
Alanında uzman olan bir hekimle yeni mezun olan ya da merdiven altı diye tabir edilen yerlerde çalışan hekimlerin fiyatları aynı olmaz.

Kürtaj fiyatları araştırılırken nelere dikkat edilmelidir?

Kürtaj fiyatları, yukarıda saydığımız etkenlere göre farklılaşır. Bütçenizi düşünürken aynı zamanda sağlığınızı da ön planda tutmalı ve bu alanda mutlaka kendini kanıtlamış olan bir hekim tercihinde bulunmalısınız. Az ücret ödeyerek sağlığınızı da kaybetmek ve pek çok sorunla karşılaşmak yerine, biraz daha yüksek fiyat ödeyerek kendiniz uzman ellere emanet edebilirsiniz. Fiyat araştırmanızı yaparken hastane tercihiniz de çok önemlidir. Hastanenizin steril olmasına, sağlık bakanlığı kurallarına uygun olarak hizmet veriyor olmasına ve hastalarının memnuniyet oranına da dikkat etmelisiniz.

goz-hastalıkları
Humphrey Bilgisayarlı Görme alanı

Glokom tanısında ve takibinde kullanılan görme alanı cihazıdır. Kişinin görme kaybını, hasta henüz bunu fark edemeyecek düzeyde olduğu evrelerde dahi hassas şekilde ölçen, bu sayede hastalığın ilerlemesini önleyerek kişilerde göz tansiyonuna bağlı görme kaybını engellemeye yardımcı çok önemli bir testtir.

Zeiss Oct

Lazer vasıtasıyla retina tabakasının hassas ölçümlerini yapar. Makula dejeneresansı (sarı nokta hastalığı ), diyabete ve hipertansiyona bağlı retina bozukluğu, katarakt ameliyatı öncesi ve sonrası değerlendirme, glokom ve kornea hastalıkları gibi bir çok durumda ayrıntılı bilgi sağlayan,erken tanı ve tedaviye olanak sağlayan bir tetkiktir. Dokuların yüksek çözünürlülükte ve detaylı görüntülenmesini sağlar. Radyasyon içermez. Hamilelere yapılabilmektedir. Tekrarlanabilir bir testtir.

İOLmaster optik biometri

Katarakt ameliyatı sırasında göziçine takılacak merceğin numarasının tespiti için kullanılan en hassas yöntemdir. Gözün bir çok farklı bölümünün ölçümünü yüksek hassasiyetle yapar. Katarakt ameliyatı öncesi bu cihazın yardımı ile belirlenecek ölçümler sayesinde katarakt ameliyatı sonrası kişi hayatını gözlüksüz devam ettirebilir.

ULTRASONİK BİYOMETRİ

Katarakt ameliyatı sırasında göz içine takılacak merceğin numarasının tespiti için kullanılır. katarakt ameliyatı aynı zamanda gözdeki mevcut olan bozukluğun düzeltilmesi için de bir fırsat olduğundan ölçümler hassas ve doğru olarak yapıldıklarında önceden gözlük kullananların birçoğu katarakt ameliyatından sonra gözlüksüz yaşayabilirler. Bu ölçümler için ilk tercik lazerle ölçüm yapan IOLmasterdır. Bu lazerli cihazlar kataraktın çok ileri olduğu durumlarda veya kornea saydamlığının bozulduğu durumlarda ölçüm yapamazlar ve ultrasonik biyometri tercih edilir.

FUNDUS FLUOROSCEİN ANJİOGRAFİ

Göz sinir tabakalarını (retina) besleyen retinal arter ve venler ile koroidal dolaşımın değerlendirilmesi için gereken damar görüntüleme yöntemidir. İşlem ayaktan uygulanmakta olup yaklaşık 10-15 dakika sürmektedir.İşlem esnasında radyasyon içeren herhangi bir şey kullanılmaz.
Hastalarımızın ön kol damarlarından verilen sarı ilaç (floressein) yaklaşık 12 saniyede göz damarlarına ulaşmakta, bu esnada FFA cihazıyla görüntüler kaydedilmektedir. Sorunlu olan bölgeler ve damarlar tespit edilerek, sonuca göre laser ve gerekli girişimler planlanmaktadır. Özellikle diabet, damar tıkanmaları ve sarı nokta hastalığında (yaşa bağlı makuler dejenererasyon) vazgeçilmez bir tetkiktir. Farklı bir çok retina ve koroidal hastalıklarda tanı amacı ile kullanılmaktadır. Tedavi edici özelliği yoktur.
İşlem sonrası hastalarda ciltte sarı renk değişikliği, idrarda sararma izlenir. Nadiren allerjik reaksiyonlar görülebilmektedir. Tanı aracıdır. Tedavi edici özelliği yoktur.

Plusoptix

Çocuklarda miyop, hipermetrop, astigmat, veya şaşılık gibi bir göz hastalığının olup olmadığını ortaya çıkaran bir tarama testidir.Bu cihaz sayesinde çocuklardaki göz bebeklerinin büyüklüklerinin ve göz bebekleri arası mesafe gibi çocuklarda uygulanması zor ölçümler hassas şekilde tespit edilir.

Pakimetri

Kornea tabakasının kalınlığının ölçülmesidir.
Temassız göz içi basınç ölçümü (Non kontakt pnömatik GİB ölçümü):Göz içi basıncı göze temas etmeksizin ölçer. Tarama testidir. Şüpheli ve yüksek olması durumunda daha ileri incelemeler yapılmalıdır.

Göz kuruluğu testleri

Günümüzde dijitalleşen yaşam nedeni ile giderek artan oranda insanları etkileyen ve gündelik hayatı çok sık olumsuz etkileyen göz kuruluğu veya göz yaşının fonksiyonel bozukluğunu saptayan testlerdir.

Renk körlüğü testi

Renkli görme bozukluklarının saptanmasında kullanılan testlerdir.

Argon lazer tedavisi

Gözün sinir tabakasında(retina) oluşan damar bozukluklarının tedavisinde kullanılan yöntemdir. En sık diyabete, retina damar tıkanıklıklarına ve hipertansiyona bağlı kanama tedavisinde kullanılır.


İntravitreal göz içi enjeksiyonlar  

Steril ameliyathane koşullarında göz için üretilmiş ilaçların göz içine uygulanmasıdır. En sık sarı nokta hastalığı ( senil makula dejenerasyonu ) diyabete ve retina damar tıkanıklıklarına bağlı makula ödemi ve yeni damar yumakçıklarının tedavisinde kullanılır. Bazı ileri glokom türlerinde de uygulanmaktadır.Farklı hastalıklar ve durumlar için farklı ilaçlar kullanılabilir. Bunlardan bazıları aylık olarak uygulanırken bazısı ise altı ayda bir olarak uygulanır.

Katarakt ameliyatı

Katarakt göz içi doğal merceğin saydamlığını yitirmesidir.Bunun sonucu hasta etrafını bulanık ,puslu ,renkleri ise soluk görür.Genellikle 50 yaş sonrası görülürse de her yaşta olabilir.Tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat lokal anestezi ile yapılan fakoemülsifikasyon işlemidir. Ameliyat ortalama 10-25 dk sürmektedir. Ancak süre kişiden kişiye değişebilmektedir. Ameliyat sonrası hastanede kalmak gerekmez. Ameliyat sonrası 10-14 gün arası damla kullanılması gerekmektedir.Ameliyat sonrası 1.gün 3. gün ve 10. gün kontrolleri çok önemlidir.Ameliyat planlaması buna göre yapılmalıdır.Ameliyat öncesi hassas ölçümler neticesinde tercih edilecek FDA onaylı trifokal merceklerle uzak yakın ve ara mesafe keskin görüş sağlanabilmektedir. İki göz kesinlikle aynı gün ameliyat edilmez.

Pterjiyum (Göz eti)

Pterjiyum halk arasında göz eti veya tavuk kanatı olarakta bilinen bir durumdur.Uzun süre güneş ışınlarına maruz kalma, göz kuruluğu geçirilmiş göz enfeksiyonları pterjiyum için risk faktörleridir. Özellikle uzun sureli güneş ışınlarına maruz kalan çiftçiler ,inşaat çalışanları ve şoförlerde sık olarak karşımıza çıkmaktadır.Kişinin gözünün sürekli kızarık kanlı gözükmesine neden olarak yüz görünümünü bozar. Kanlanma dışında batma sulanma ışık hassasiyeti,bir yere odaklanıldığı zaman rahatsızlık hissi yapabilir.Gözün şeffaf tabakası (kornea ) tutlduğunda astigmatism yapabilir.Göz bebeğine yakınlığına göre görme kalitesinde azalma ve görme alanı defekti yaratabilir.Tedavisi cerrahidir. Damla anestezi ile yapılır. Yaklaşık 10 dk sürer.Ameliyat sonrası 10-14 gün arası damla kullanmak gerekebilir.Ameliyat sonrası hastane yatışı gerekmez.Gündelik hayata hemen dönülebilr ancak 1-2 gün arası istirahat önerilir

Göz içi enjeksiyonlar

Göz içi enjeksiyonlar sıklıkla senil makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı ) ,diyabetik retinopati ve retina damar tıkanıklıklarında uygulanır. Diğer birçok farklı hastalıklarda da uygulanabilmektedir. Bu enjeksiyonların avantajı damlaların , ağızdan ve damardan kullanılan ilaçların etki gösteremediği veya çok az etki gösterebildiği göz küresinin iç kısmına doğrudan ilacın steril ameliyathane koşullarında uygulanmsıdır. Bu yöntemle bu hastalıkların ilerleyişinin durdurulması ve görme kalitesinin korunmasıdır.İlaçların aylık olarak tekrar edilmesi gerekebilmektedir.

Blefaroplasti

Üst ve alt kapaklarda oluşan doku gevşekliğinin cerrahi olarak düzeltilmesi işlemidir. Blefaroplasti ameliyatları halk dilinde göz kapağı estetiği %95 oranında lokal anestezi ile yapılmaktadır.

glokom

GLOKOM NEDİR?

Sağlıklı bir gözde gözün şeklinin korunmasına yardımcı olan göz içi sıvı belli oranda üretilir ve yine belli oranda gözden uzaklaştırılır. Bu aradaki dengenin çeşitli sebeplerle bozulması neticesinde artan göz içi basınç etkisiyle görme siniri ve damarlarının hasarlanması, bu hasar sonu gelişen görme keskinliği ve görme alanı kaybına verilen klinik durumdur.

GLOKOM NASIL BİR HASTALIKTIR?

Glokomun en sık görülen tipi gözün renkli tabakası iris ile gözün saydam tabakası kornea arasındaki ilişkinin bozulmadığı formdur. Bu türde hastalık sinsi ve ilerleyicidir, yani hasta son döneme kadar hiç bir şikayeti oluşmaz. Sadece rutin göz muayenesinde veya OCT, görme alanı gibi gelişmiş göz tetkikleri ile saptanabilmektedir. Glokomun bir diğer tipinde ise gözün renkli tabakası iris ile gözün saydam tabakası kornea arasındaki ilişki bozulmuştur. Bu hastalar sıklıkla bulanık görme,gözde şiddetli ağrı, gözde kızarıklık, baş ağrısı, mide bulantısı şikayetleri olabilmekte ve hızlı bir şekilde sağlık merkezine ve göz doktoruna başvurmaktadır.Bu yüzdendir ki bu tip glokomlar daha sıklıkla tespit edilerek tedavi edilmektedir.Bunlar glokomun en sık rastlanan iki şekli olmakla birlikte bir çok farklı formu mevcuttur.

GLOKOM KİMLERDE HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR ?

Glokom doğumdan itibaren her yaşta görülebilmektedir.

GLOKOMDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?

40 yaş sonrası kişiler
Ailesinde glokom bulunanlar
Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmektedirler
Diyabet hastaları
Hipertansiyon hastaları
Migren
Miyopi 
Kortizonlu ilaç kullanımı
Geçirilen göz içi ameliyalar
Göz yaralanmaları
Göz enfeksiyonları (Özellikle herpetik keratit)
Düşük kan basıncı
Bazı ilaçların yan etkisi olarak


UNUTULMAMALIDIR Kİ! GLOKOM SİNSİ VE İLERLEYİCİ BİR HASTALIKTIR. BU YÜZDEN HERKESİN YILLIK OLARAK ,RİSK FAKTÖRLERİNİ TAŞIYAN BİREYLERİN İSE 6 AYLIK PERİYOTLARDA DÜZENLİ GÖZ MUAYENESİ OLMASI GEREKMEKTEDİR.

Ayrıntılı muayene ve yapılacak göz tetkikleri risk faktörleri belirlenmekte göz içi basınç artışı ölçümü, kornea kalınlık ölçümü göz sinirinin analizi ve görme alnını testi ile erken ve hızlı tanı konabilmektedir. Yapılan çalışmalar glokomda erken tanı ve tedavinin görme kayıplarını etkili bir biçimde önlediği ve tedavi ettiğini göstermektedir.


GLOKOM NASIL TEDAVİ EDİLİR ?


Glokomda amaç yükselen göz içi basıncı azaltarak görme siniri ve damarlar üzerindeki baskıyı kaldırmaktır. Bu sayede kişin görme keskinliğinin ve görme alanının muhafaza edilmesi amaçlanır. Tedavide ilk seçenek göz içi basıncı düşürücü damlalardır. Bir çok farklı damlanın bir arada kullanılması gerekebilir. Yine gözün renkli tabakası iris ile gözün saydam tabakası kornea arasındaki ilişki bozulanlarda lazer ile gözün renkli tabakasında bir geçit oluşturulmak sureti ile tedavi seçeneği mevcuttur. Diğer tipte de bazı durumlarda lazer tedavisi yapılabilmektedir. Damla veya lazer tedavisine cevap vermeyen kişilerde steril ameliyathane koşullarında göz içi yerleştirilen implanlar da glokom tedavisinde son yıllarda kullanılmaya başlanan tedavi methodlarındandır. Bu implantlar ile başarılı sonuçlar elde edilebilmekte ve kişinin ameliyat ihtiyacı ortadan kalkabilmektedir. Tüm bu tedavi seçeneklerine cevap alınamayan hastalarda ise cerrahi seçenek düşünülmelidir. Glokomun çeşidine hastanın durumuna gözün yapısına ve önceki tedavilerin sonucuna göre çeşitli ameliyat türlerinden hasta için en uygun olanı tercih edilmektedir.


GLOKOMDAN NASIL KORUNABİLİRİM?

Glokomdan düzenli göz muayenesine gelmelisiniz.Eğer varsa glokomunuz size verilen damlaları tarif edilen şekilde düzenli olarak damlatarak kontrollerinizi aksatmamalısınız. Bu sayede hastalığın seyri yavaşlatılabilmekte ve görme kayıplarının önüne geçilebilmektedir.

endometriozis

Endometriozis nedir?

Normalde, kadınlar adet gördüğünde rahim içini döşeyen “endometrium” tabakası vajenden dışarı atılmaktadır. Ama aynı tabaka, tüplerden karın boşluğuna geri dökülebilmektedir. Karın boşluğunda da yumurtalıklara, tüplere, bağırsağa ve idrar torbasına yapışıp, yerleşerek o bölgede iltihabi sürece yol açabilmektedir. Devamında da kanamalar, doku iyileşmeleri ve “fibrozis” olarak adlandırılan yapışıklıklar meydana gelebilmektedir. Doğal süreçte, sağlıklı kadınların bağışıklık sistemi geri akan bu kanı temizlerken, bağışıklık sisteminde problem olanlarda endometriozis ortaya çıkabilmektedir.
Endometriozis, her yıl Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını; ciddi periyodik ağrı, infertilite ve ilişki sırasında ağrıya neden olması sebebiyle olumsuz olarak etkilemektedir. Bu sayı, aynı yaşlardaki kadınların onda biri olduğu anlamına gelmektedir.
Endometriozis, doğurgan yaştaki kadınların %10-17’sini, kronik pelvik ağrısı olan kadınların da %35-60’ını etkiler ve kısırlığa yol açabilmektedir.

Endometriozis belirtileri nelerdir?

Bu hastalık; bazı kadınlarda hiçbir belirti vermeden, ağrıya yol açmadan ortaya çıkabilmektedir. Ağrı duymayan kadınlar, genellikle gebe kalamama şikayetiyle doktora başvurduğunda ise hastalık ortaya çıkmaktadır. Rutin jinekolojik muayenelerde tespit edilebilen endometriozis;
• Cinsel ilişki ya da adet döneminde şiddetli ağrı
• Karında şişkinlik
• Büyük tuvalete çıkarken zorlanma ile ağrı
• Karnın alt bölgesinde devamlılık arz eden ağrılar en sık hastalığa işaret edebilmektedir.
• Adet düzensizlikleri. Özellikle adenomyoz dediğimiz rahimin içinde gelişen endometrioz durumunda yoğun kanama olur.

Endometriosiz teşhisinde hangi yollar izlenir?

Endometriozis hastalığının teşhisinde hasta öyküsü önemli bir yer tutmaktadır. Hastanın jinekolojik muayenesi esnasında bazı bulgular saptanabilir. Bununla birlikte tanıda ultrasonografi ve pelvik MR gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Bütün karnı kaplayan ancak görüntüleme yönlemleri ile tanı konamayan durumlar mevcuttur.
CA125 gibi kan testleri endometriozis tanısında yardımcı olabilir.
Kesin tanı ancak operasyon esnasında gözle görülerek konabilir.


Endometyriozis Gebe kalmayı engelliyor mu?


Ülkemizdeki tüm üreme çağındaki kadınların yüzde 15-20’sinde endometriozis görülmektedir. Ancak gebe kalma problemi yaşayan kadınlarda bu oran yüzde 25-30’lara kadar çıkabilmektedir.
Endometriozis farklı nedenlerle gebe kalmayı engelleyebilmektedir.
• Endometriozis; üreme organlarında yapışıklıklar oluşturarak, yumurtanın tüplerin içine ulaşmasını engelleyebilmektedir. Bazen de tüplerin ucunu tıkayarak yani ‘tubal tıkanıklığa’ yol açarak gebeliğin önüne geçebilmektedir.
• Endometriozisin, endometrioma, denilen çikolata kisti oluşturma ihtimali de bulunmaktadır. Bu kistler yumurtalıklara yerleşerek, sağlıklı bir yumurtlama olmasını engelleyebildiği gibi rezervini azaltarak, gebelik şansını da düşürebilmektedir.
• Endometriozis odaklarından salgılanan sitokinler ile humoral faktörler ise embriyo gelişimini ve tutunmasını olumsuz etkileyebilmektedir.

Endometriozis Tedavisi

Endometriozisin tedavisi genel olarak ilaçlarla ve ameliyatla yapılır. Sizin ve doktorunuzun seçeceği tedavi yöntemi bulgularınızın şiddetine ve hamile kalmak isteyip istememenize bağlı olarak değişebilir. Genelde doktorlar ilk olarak konservatif (koruyucu) tedavi yöntemlerini önerirler ve ameliyatı son çare olarak değerlendirirler.
Doktorunuz, ağrınızı gidermeye yardımcı olmak için ağrı kesici özelliğe sahip bazı ilaçlar önerebilir. Eğer verilen ilaçlarda maksimum doz ağrınızı azaltmaya yetmiyorsa bulgularınızı kontrol altına almak için başka bir yöntem denemeniz gerekebilir.
Hormon takviyeleri bazen endometriozisden kaynaklanan ağrının giderilmesinde etkili olabilir. Hormonların adet döngü süresince iniş-çıkışları rahim dışında yer alan rahim içi doku odaklarının kalınlaşmasına, sonra da çözünüp kanamasına yol açar. Hormon tedavisi endometriyal dokunun büyümesini yavaşlatabilir ve yeni odaklar oluşmasını engelleyebilir.
Hormon terapisi endometriozis için kalıcı bir çözüm değildir. Tedaviyi durdurduktan sonra bulguların yeniden oluşması olasıdır. Endometriozisi tedavi etmek için kullanılan hormon terapileri aşağıdaki gibidir:

Hormonal Doğum kontrol hapları

Doğum kontrol hapları, bantlar ve vajinal halkalar endometriyal dokunun her ay birikmesine sebep olan hormonların kontrol altına alınmasını sağlar. Bu yöntemler endometriozis kaynaklı hafif ve orta dereceli ağrıların giderilmesine yardımcı olur.

Progestreon Tedavisi

Bir rahim içi cihazı, doğum kontrol hapı veya doğum kontrol enjeksiyonu gibi bir progestreon tedavisi ile adet dönemi kanamaları ve endometriyal odakların büyümesi durdurulabilir, böylece endometriozisden kaynaklanan ağrı ve bulgular azaltılabilir.

Endometriozis Ameliyatı

Eğer endometriozis hastalığına sahipseniz ve hamile kalmaya çalışıyorsanız, endometriozisi ortan kaldıran başarılı ameliyatlarla rahim ve yumurtalıklarınızı koruyayarak hamile kalma şansınızı artırabilirsiniz.

Konservatif Ameliyat

Eğer endometriozis yüzünden şiddetli ağrıdan şikayetçiyseniz ameliyat yine faydalı olabilir. Ancak ameliyat sonrası ağrı kendini tekrarlayabilir.
Doktorunuz bu tedaviye laparoskopik olarak veya daha geniş vakalar için açık cerrahi ile başlayabilir. Laparoskopik cerrahi ameliyatında cerrah, karın boşluğuna ince bir kesi açar ve göbek deliğinin içinden geçecek olan laparoskop isimli bir görme cihazı yerleştirir, böylece başka bir küçük kesiden endometriyal dokuları çıkararak ortadan kaldırır.

Histerektomi

Ciddi endometriozis vakalarında en son seçenek olarak bilinen total histerektomi ameliyatı, rahim ve rahim ağzı ile yumurtalıkları ortadan kaldırmak amaçlı yapılan en iyi seçenektir. Fakat yalnızca rahmin alındığı histerektomi ameliyatı etkili olmayabilir çünkü östrojen üreterek kalmaya devam eden yumurtalıklar endometriozis dokusunu tetikleyebilir ve ağrının geri gelmesine sebep olabilir. Histerektomi, özellikle doğurgan yaşlarda olan kadınlar için son çare olarak görülür. Bunun sebebi ise histerektomi sonrası hamilelik oluşumunun mümkün olmamasıdır.
Endometriozisin tedavi edilmesinde güvendiğiniz bir doktor ile hareket etmek çok önemlidir. Tedaviye başlamadan önce bütün seçeneklerinizi öğrenmek ve en iyi yöntemi seçtiğinizden emin olmak için ikinci bir görüş almak da isteyebilirsiniz.