Meme Büyütme, Küçültme ve Dikleştirme

Estetik ameliyat düşünen kişinin atması gereken ilk adım plastik cerraha danışmaktır.

Kişi arzulanan sonucun mükemmeliyet değil düzelme olduğunu akılda tutarak ameliyat sonrası daha iyi görünmek ve daha iyi hissetmek konusundaki beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Herhangi bir estetik ameliyat girişiminden önce saptanması gereken en  önemli etkenlerden biri duygusal kararlılıktır. Bu ameliyat görünümünüzü düzeltebilir ve kendinize güveninizi tazeleyebilir; fakat gerisi size kalmaktadır. Muayene ettikten sonra cerrah, sizinle, yöntemle ilgili kararları etkileyecek diğer değişkenleri tartışacaktır. Düzelmenin derecesi yaş, kalıtım, kemik yapısı, derinin kişisel özellikleri alkol, sigara kullanımı, beslenme, alışkanlıklar gibi etkenler tarafından belirlenir. Bu faktörler, bir dereceye kadar operasyonun ne kadar etkili olacağını da belirler.

Estetik Meme Büyütme Ameliyatı nedir?

Memeler kadının beden görünümde fiziği tamamlayan yapılardır .Omuz genişliği, göğüs çevresi, bel ve kalça çevresi ölçümlerinde meme hacmi önemli bir yer tutar . Bu ölçümler içinde meme hacmi küçük olduğu zaman vücut kontur görünümü eksik kalır . Memeler, yapısal olarak değişik nedenlerle küçük olabilir .Biri diğerinden daha küçük, asimetrik olabilir .Doğumsal olarak bir tanesi hiç olmayabilir . Her iki memenin eşit hale getirilmesi yada hacminin arttırılması için , günümüzde , silikon protezler dışında başka seçenek yoktur. Kişinin kendi dokuları ile meme büyütme ameliyatları denenmiş, ancak sonuç vermemiştir. Meme protezlerinde esas madde protezin dış yüzeyinde yer alan silikondur. Sadece dolgu maddesi farklı olabilir. Her protezin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcuttur. Bunlar ameliyattan önce detaylı olarak konuşulmalı ve hangisinin kullanılacağına birlikte karar verilmelidir

Plastik cerrahi girişimleri içinde meme büyütme cerrahisi kadar hem bilimsel hem de politik tartışma yaratan başka bir girişim yoktur. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde 2 milyondan fazla kadında meme protezi bulunmaktadır. Bu sayı ülkemizde de giderek artmaktadır. Meme büyütme cerrahisi aşağıda belirtilen çeşitli nedenlerle yapılan cerrahi bir girişimdir:

*Kişisel sebeplerle memelerinin küçük olduğunu düşünen kadınlarda vücut     hatlarını düzeltmek için,

*Gebelik sonrası meme hacmindeki kaybı düzeltmek için

*Meme büyüklüğünde simetrinin sağlanması için,

*Çeşitli durumlarda memeyi yeniden oluşturmak için,

*Tıbbi ya da kozmetik nedenlerle yerleştirilen meme implantlarının  (protezlerinin) değiştirilmesi için.

Meme protezleri, şekil, içerik ve yüzey yapısı açısından incelendiğinde iki gruba ayrılmaktadır. Şekline göre meme protezleri yuvarlak ve anatomik (damla) olarak ikiye ayrılırlar. Anatomik olarak adlandırılmasının sebebi memenin şekline daha çok benzemesinden ileri gelmektedir. İçeriğine göre ise piyasada silikon jel ile dolu protezler ve fizyolojik serum, yani fizyolojik tuzlu su ile dolu protezler bulunmaktadır. Bunlarda silikondan oluşan katı zarfın içinde silikon jel ya da fizyolojik serum bulunur. Yüzey yapısına bakıldığında ise protezler yüzeyi düz ve pürtüklü protezler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Pürtüklü yüzeyli protezlerin çevresinde kapsül oluşumunun düz yüzeyli olanlara göre daha az olduğu saptanmıştır.

 

Silikon meme protezi nedir?

1960’lı yıllarda kullanılmaya başlanan silikon protezler günümüzde de yaygın olarak kullanılmaktadır .Halen ABD’lerinde 2 milyondan fazla kadın silikon meme protezi taşımaktadır. Son 20 yıl içinde önemli derecede yenilikler sağlanmış ve yapılan bilimsel araştırmalar silikonun insan vücuduna en az zararlı madde olduğunu ortaya koymuştur. Silikon içeren ürünler kozmetik sanayide ve tıpta başka amaçlarla da kullanılmaktadır .

Meme protezleri ,meme şeklinde hazırlanmış balona benzer yapılardır. Yuvarlak ve anatomik denilen damla şeklinde olanları mevcuttur . Kadının memesindeki duruma uygun olarak bunlardan biri seçilir. Balon kısmı silikondan yapılmıştır; vücuttaki dokulara uyum sağlaması için protezin yüzeyi pürtüklü olarak üretilmiştir. Balonun içini dolduran maddeler farkı olabilir. Geçtiğimiz 20-25 yıl içinde, A.B.D.’de yazılı ve görsel basın, mahkeme avukatları, çeşitli sosyal gruplar ve Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (Food and Drug Administration, FDA) aracılığı ile silikon meme protezlerine karşı bir kampanya başlatılmış ve özellikle silikon jel meme protezlerinin birtakım romatizmal hastalıklar ve meme kanseri ile ilişkisi olduğu; süt veren annelerde ise zararlı olduğu konusunda tartışma ortamı yaratılmıştır. Ayrıca 1992 yılında FDA, silikon jel meme protezlerinin kullanımını, meme rekonstrüksiyonu ve uzun dönemli klinik çalışmalara katılan az sayıda meme büyütme hastaları dışında yasaklamıştır. O tarihten beri yapılan çalışmalar bu ilişkilerin varolmadığını birçok kez göstermiştir. En son 1999 yılında, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü tarafından yapılan 2 yıllık bir araştırmada, silikon jel protezler ile meme kanseri ve romatizmal hastalıklar arasında hiçbir ilişki bulunamadığı gibi; doğmamış çocuklar ve meme emen çocuklar için de bir tehlike oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. 2004 yılında FDA yasağı Amerika’da kaldırılmış ve silikon meme protezleri kullanımı serbest bırakılmıştır.

Meme protezlerinin meme kanseri ile ilişkisi:

Silikon protezlerin meme kanserine yakalanma riskini artırıp artırmadığı ve oluşan bir meme kanserinin saptanmasını gizleyip gizlemediği konusu uzun yıllardır tartışma ve merak konusudur. 1995 yılında Kanada’da 11.000 hasta üzerinde yapılan ve bugüne dek yapılmış en fazla hasta sayısına sahip bir araştırmada, meme büyütme ameliyatı uygulanmış hastalardaki meme kanseri görülme oranı, meme protezi olmayan hastalarla karşılaştırılmış ve sonuçta meme büyütme ameliyatı uygulanan hastalardaki meme kanseri görülme sıklığında genel nüfusa oranla istatistiksel olarak belirgin fark olmadığı saptanmıştır.

1999 yılında, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada da meme protezli hastalarda ilk ya da tekrarlayan meme kanseri görülme sıklığında bir artış olmadığı görülmüştür.

Meme protezleri hakkında diğer bir kuşku kaynağı da, bu protezlerin mammografi sırasında x-ışınlarını engelleyerek meme kanserinin tanısını geciktirmesidir. Ancak bu konuda da yapılan çalışmalar göstermiştir ki, protezli hastlarda mammografinin etkinliği protez olmayan hastalar ile hemen hemen aynıdır. 10 yıldan uzun süredir bulunan meme protezlerinde, protezin çevresindeki kapsülün içinde ince kalsiyum tabakaları oluşabilmektedir. Her ne kadar küçük lezyonları gizleme ya da kanseri taklit etme gibi durumlara yol açmadığı söylense de dikkatli olunması ve mammogramların özellikle protezli hastaların mammografisinde deneyimli radyologlar tarafından incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca, göğüs kasının altına protez yerleştirilen hastaların mammografik incelemesinde, meme bezinin altına yerleştirilen protezlere oranla daha iyi görüntü edildiği bildirilmektedir. Öte yandan, mammografi yapılamayan hastalarda, meme ultrasonografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile de meme dokusu incelenebilmekte ve şüpheli lezyon varsa saptanabilmektedir.

Özet olarak, meme protezli hastalarda meme kanseri gelişme riskinde bir artış olmadığını söyleyebiliriz.

Meme protezlerinin hamilelik ve emzirme ile ilişkisi:

1994 yılında İngiliz Sağlık Bakanlığı’nın bir araştırmasına göre annedeki meme protezlerinin bebekte herhangi bir tehlike oluşturmadığı bildirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda meme protezi olan annelerin emzirmesine engel olacak hiçbir kanıt bulunamamıştır. 1991 yılında yapılan bir çalışmada meme protezi olan annelerde, anne sütünde düşük düzeylerde silikon saptanmış; ancak bu çalışmada aynı miktarda silikonun, meme protezi olsun olmasın, çalışma grubundaki tüm annelerin sütünde bulunduğu ortaya çıkmıştır. Hatta 1999 yılındaki Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü tarafından yapılan çalışmada inek sütü ve mama formüllerinde bile anne sütünden daha fazla miktarlarda silikon bulunduğu gösterilmiştir.

Meme büyütme cerrahisi uygulanan hastalarda emzirmenin etkilenmesi ancak teknik sebeplerden olabilir. Örneğin, memebaşı çevresinde yapılan kesilerde, meme başının alt yarısına gelen süt kanalları kesilebilir. Ancak memealtı ve koltukaltı kesilerinde böyle bir durum ile karşılaşılmadığı gibi; protezler meme altı ya da kas altı düzlemlere yerleştirildiğinden ötürü meme bezine herhangi bir zarar gelmesi de söz konusu değildir.

Meme protezlerinin romatizmal hastalıklarla ilişkisi:

1988 yılında meme protezi bulunan bir hastada skleroderma rapor edilmesi ile, silikon protezlerin otoimmün hastalıklarla bir ilişkisi olup olmadığı sorusu gündeme gelmiştir. Meme protezi olan bazı kadınlarda semptomları immün sistem hastalıklarından sistemik lupus eritemotozusa, romatoid artrite, sklerodermaya veya diğer artrit benzeri durumlara benzer hastalıklar bildirilmiştir. İmplante silikon ve bağ dokusu bozuklukları ile ilişkinin varlığı literatürde mevcuttur. Bugüne kadar silikon jel ya da fizyolojik serum ile dolu protezi olan kadınlarda bu hastalıkların artış riskine ilişkin bilimsel bir delil bulunmadığı gibi, bu olasılık tamamen ekarte de edilememiştir. Eğer nedensel bir ilişki tanımlanmış olsaydı, immün ve bilinmeyen bozuklukların teorik riski düşük olabilirdi. Daha önceden bağ dokusu hastalığı olanlarda meme protezinin hastalık üzerine etkisi bilinmemektedir. Silikon jel dolu implantların aksine fizyolojik serum dolu olanlar tuzlu su içerir. Ancak, her ikisi de, silikon içeren lastik çepere sahiptir. Otoimmün hastalık riskininin artışı fizyolojik serum dolu olanlar için de geçerlidir. Meme protezli hastalarda anti silikon antikorlarla hastalık arasında bir ilişki kanıtlanamamıştır. Son dönemde, meme protezinin ve nedbe doku kapsülünün çıkarılmasının otoimmün hastalığının önlenmesi ya da gidişinin etkilenmesi arasında bağ olduğuna dair yeterli bilgi yoktur.

1994 yılında hem İngiliz Sağlık Bakanlığı, hem de Mayo Klinik tarafından ayrı ayrı yapılan çalışmalarda, silikon meme protezleri ile romatoid artrit, skleroderma, sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu, fibromiyalji ve Raynaud hastalığı gibi bağ dokusu hastalıkları arasında bir ilişki saptanamamıştır. Yine Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü’nün 1999 yılındaki raporuna göre bu hastalıklardan sorumlu olarak silikon protezlerin suçlanması için herhangi bir kanıt olmadığı vurgulanmıştır. 2000 yılında yayınlanan ve bu konudaki 20 ana çalışmayı inceleyen diğer bir raporda da, genel olarak meme protezlerinin, özellikle de silikon jel protezlerin herhangi bir otoimmün ya da romatizmal bağ doku hastalığı ile ilişkilendirilmesi için hiçbir kanıt olmadığı sonucuna varılmıştır.

Ameliyat öncesi

Bu dönemde cerrahınız size uyulması gereken bazı noktaları hatırlatacaktır. Özellikle eğer sigara içiyorsanız, buna ameliyattan 2 hafta öncesinden iki hafta sonrasına kadar ara vermelisiniz. Bu dönemde güneşte fazla kalmamalısınız. Eğer kullanıyorsanız E vitamini ve aspirine bu dönemde ara veriniz ve ameliyat öncesi ağır diyet rejimlerinden kaçınınız. Soğuk algınlığı ya da başka bir enfeksiyon ameliyatın ertelenmesine sebep olabilir. Ameliyattan önce kan tetkikleri ve meme ultrasonografisi adı verilen radyolojik tetkik ile meme dokusu değerlendirilir.

Ameliyat sabahı yapılacak işlemin detaylarının planlanması için bir çizim yapılacaktır. Bunu takiben ameliyat öncesi ve sonrasının kıyaslanmasında gerekli olan fotoğraf çekimleri tamamlanacaktır.

Ameliyat:

Meme protezi yerleştirilmesi için elimizde 4 ayrı kesi seçeneği bulunmaktadır. Bunlar, koltukaltı, memebaşı çevresi ve memealtı kesilerdir. Her kesinin kendine göre üstünlükleri ve zayıf noktaları vardır. En çok tercih edilenler memealtı kesisidir. Memebaşı çevresinde yapılan kesi areola adı verilen kahverengi kısmın çevresinde oldukça küçük bir yara izi ile iyileşmekle birlikte teknik olarak süt kanallarının kesilmesi gerekebilir. Memealtı kesisinde ise meme bezine ve süt kanallarına hiç bir zarar gelmediği gibi; memealtı oluğuna oturan belli belirsiz bir yara izi ile iyileşme gerçekleşir. Koltukaltı kesisinde meme üzerinde hiç bir kesi bulunmamakta ve koltukaltından girişim yapılmaktadır. Koltukaltı kesisinden genellikle endoskopik olarak protez yerleştirilir. Yara izleri ameliyat sonrası erken dönemde hafif kızarık olarak belirgin olsa da zaman içinde giderek solmakta ve belirsiz hale gelmektedir. Bu kesiler aracılığı ile meme bezinin ya da göğüs kasının altında düzlemlerde uygun büyüklükte bir cep hazırlanmakta ve protez bu cebe yerleştirilmektedir.

Bu ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Genel anestezi hastanın tam olarak uyutulması ve solunumunun nefes borusuna yerleştirilen bir tüple anestezi ekibince denetlenmesi anlamına gelmektedir. Herhangi bir sorun yaşanmaması için öncelikle bazı laboratuvar testleri yapılmaktadır. Anestezi uzmanı ameliyat öncesi hastayı değerlendirmeye alacaktır. Ameliyathanede hastanın kalp atımları ve kan oksijen seviyesi ameliyat süresince, devamlı olarak elektronik cihazlar yardımıyla takip edilmektedir. Allerji veya ilaç reaksiyonu nadiren de olsa görülmekte ve ölümcül olabilmektedir. Üstelik rutin testlerle duyarlı kişiler önceden saptanamazlar. Ancak bu istenmeyen durumlar hastane koşullarında oluştuklarında, başarıyla tedavi edilebilirler ve hastaya zarar verecek bir durum olma olasılığı son derece azdır. Genel anestezi öncesi, hastanın midesi boş olacak şekilde, 6-8 saat hiçbir şey yenmemeli ve içilmemelidir.

Ameliyat sonrası da en az 4-6 saat ağızdan hiçbir şey verilmez. Bu süreler hastanın doktoru tarafından değiştirilebilir. Ameliyat 1,5-2 saat kadar sürmektedir. Ameliyat sonrası genellikle 1 saat kadar ayılma odasında izlendikten sonra, hasta odasına gönderilir. Ancak anesteziye bağlı olarak bulantı ve benzeri sorunlar olursa kalış süresi uzayabilir.

Ameliyat bölgenizi saran bir takım bantlar ve bunun üzerinde göğüslerinizi kavrayan sporcu sutyeni giydirilir. Ameliyattan sonra genellikle ilk saatlerde baş dönmesi, halsizlik ve bulantı görülebilir. Bu durumun giderilmesi için bazı ilaçlar kullanılacaktır. Ameliyattan sonra genellikle dördüncü saatte sulu gıda almanıza ve ayağa kalkmanıza izin verilir.

Ameliyat günü ya da ertesi gün taburcu işlemleriniz yapılarak eve gitmenize izin verilir. İlk iki gün genellikle istirahat ederek geçirilmelidir. Bu dönemde protezin kas arkasına ya da kas önüne konulmasına bağlı olarak farklı şikayetleriniz olabilir. Genellikle kas arkasına konulan protezlerde kol hareketleriyle ağrı artmaktadır. Bu durum ilk günlerle sınırlıdır. İlk iki günde giderek artan ödem (şişlik), üçüncü günden itibaren azalmaya başlar. Kol ve gövde rahatlar. Üçüncü ya da dördüncü günde göğsünüzdeki bantlar alınır. Sadece dikiş yerlerine konulan ısıya dayanıklı bantlar bırakılır. Bunlarla duş almanıza izin verilir.

Meme protezi uygulamalarından sonra aktiviteler ilk üç hafta için kesinlikle kısıtlanmalı, bu süreden sonra yavaş yavaş artırılmalıdır. Birinci aydan önce tenis oynanmasına ve ağır sporlar yapılmasına izin verilmez. Ameliyat sonrasını takip eden 6-8 hafta içerisinde sauna, solaryum ve buhar banyosundan kaçınılmalıdır.

Giderek azalmakla birlikte aylarca sürebilen zaman zaman batma, yanma, kramp tarzında kısa süreli ağrılar oluşabilir. Günlük yaşamı etkileyecek boyutta olmayan bu ağrıların sıklıkları ve şiddetleri giderek azalır. Bu gibi durumlarda ağrı kesici kullanılabilir. Tüm meme bölgesinde hissizlik-uyuşma ve ödem (şişlik) oluşması doğaldır. Bu, genellikle geçici bir durumdur ve bunun ortadan kalkması 6-12 aya kadar uzayabilir. Bazı durumlarda 1-2 hafta içinde ortadan kalkan morluklar görülebilir. Benzer şekilde memebaşında hissizlik, aşırı hassasiyet olabilir.

Ameliyat sonrası hastanın gündelik hayatına dönmesi, yapılan işlem, hastanın yara iyileşmesi ve hastanın toleransına bağlı olarak 10-30 gün arasında değişir.

Diğer Tedavi Seçenekleri:

Meme büyütme cerrahisi isteğe bağlı bir cerrahi işlemdir. Diğer tedavi seçenekleri arasında dışarıdan meme protezlerinin kullanımı ya da pedle desteklenmesi ya da vücudun diğer bölgelerinden doku aktarımı sayılabilir.

Meme Büyütme Cerrahisinin Riskleri:

Her cerrahi işlemin belli miktarda riski mevcuttur ve önemli olan sizin meme büyütme cerrahisi ile ilgili olanları anlamanızdır. Kişinin cerrahi bir girişimi tercih etmesinde girişimin risk ve faydalarının karşılaştırılması esastır. Pek çok hasta aşağıdaki komplikasyonlarla karşılaşmasa bile; siz hepsini plastik cerrahınızla riskleri, olası komplikasyonları ve sonuçlarını anladığınızdan emin olana kadar tartışın. Meme büyütme cerrahisi düşünen kişilerin gelecekte olası bir düzeltme cerrahisini de göz önüne almalıdır. Meme implantları sonsuza kadar aynı formda kalamayabilir.

Kanama: Nadir de olsa cerrahi sırasında ya da sonrasında bir kanama ile karşılaşmak olasıdır. Postoperatif kanama olduğunda, biriken kanın (hematom) acil olarak boşaltılması gerekebilir. Ameliyattan on gün öncesinden başlayarak aspirin ya da ağrı kesici ilaçlar almayınız, çünkü bu kanama riskini arttırabilir.

Enfeksiyon: Bu tip bir cerrahiden sonra enfeksiyon olağan değildir, hemen ameliyat sonrası dönemde ya da implantın yerleştirilmesini takip eden dönemde gözlenebilir. Subakut ya da kronik enfeksiyonlara tanı koymak zor olabilir. Enfeksiyon gelişirse tedavi, antibiyotikleri ve  implantın çıkarılma olasılığını içerir ya da ek cerrahi girişim gerekebilir. Meme implantı varlığında enfeksiyonu tedavi etmek normal vücut dokularından daha zordur. Enfeksiyon antibiyotiklere cevap vermezse meme implantı çıkarılmak zorunda kalınabilir. Enfeksiyon tedavi edildikten sonra, yeni bir implant yerleştirilebilir. Vücudun başka bir yerinde var olan bir bakteriyel enfeksiyonun protezin etrafını sarması son derece nadir olsa da ileride geçirilecek diş ya da diğer cerrahi operasyonlardan önce koruyucu antibiyotik kullanılması önerilir.

Kapsül Kontraktürü: Geç dönem komplikasyonlar içinde en iyi bilinmesi gereken komplikasyondur. Vücuda giren her yabancı cismin çevresinde doğal olarak bir kapsül oluşur. Ancak bu kapsül çoğunlukla ince ve yumuşaktır. Titiz, dikkatli bir ameliyat ve her türlü önleme rağmen bir yabancı madde olması nedeniyle bu protezlere karşı vücut bazen aşırı tepki verebilir. Bu tepki protezin çevresinde giderek kalınlaşan bir zarla kendini gösterir. Bazı hastalarda, meme implantı çevresinde gelişen bu kapsül nedbe dokusu gibi sertleşip kalınlaşabilir ve memede şekil bozukluğu, sertlik ve ağrı oluşturabilir. Bu durumda erken dönemde ya da sınırlı bir kapsül kontraktürü mevcutsa doğallıktan biraz uzak, sert bir meme karşınıza çıkar. Eğer daha ileri evrelerde bir kapsül kontraktürü varsa memenin doğallığı bozulur, hareketleri sınırlanır, sıkılmış bir portakal görünümlü bir hal alır. Erken dönemde bazı ilaçların kullanımı yararlı olabilir. Memelerin aşırı sertliği cerrahiden kısa süre sonra ya da yıllar sonra oluşabilir. Genellikle %20’den az hastada hafiften ağıra değişen derecelerde gözlenir. Kapsül kontraktürü tek taraflı ya da iki taraflı olabilir ve görülme oranı zaman içinde artmaktadır. İlerlemiş kapsül kontraktürlerinde protezin çevresindeki kapsülün çıkarılması, temizlenmesi, protezin konulduğu cebin genişletilmesi ve protezin değiştirilmesi gerekmektedir. Kapsül kontraktürünün kimlerde ve hangi koşullarda olabileceği konusunda kesin bir bilgi yoktur.

Meme Başı ve Cilt Duyusunda Değişme: Operasyondan hemen sonra meme başı duyusunda bazı değişiklikler olması olağandır. Birkaç ay sonra çoğu hastada normal duyu geri döner. Kısmi ya da kalıcı meme başı ve deri duyu kaybı nadiren gelişebilir.

Deride Bırakacağı İz: Aşırı nedbeleşme olağan değildir. Nadir vakalarda anormal izler oluşabilir. İzler çirkin ve çevre deriden farklı renkte olabilir. Anormal nedbeleşme için ameliyat sonrasında ek cerrahi girişim gerekebilir.

İmplantlar (Protezler): Meme implantları diğer tıbbi cihazlara benzer biçimde başarısız olabilir. Yırtılabilir, kaçak yapabilir. Fizyolojik serumla dolu bir implanttan kaçak olduğunda tuzlu su vücut tarafından emilir. Yırtık belirgin bir kaza sonrası ya da mammografi sırasında gelişebilir. Cerrahi girişim sırasında da implant hasar görebilir. Hasara uğramış ya da yırtılmış implantların onarılması imkânsızdır, çıkarılmaları veya değiştirilmeleri gerekir. Meme implantlarının sonsuza kadar aynı formda kalması beklenemez. İmplant materyelinden küçük parçaların yüzeyden kopup ayrılması mümkündür. Bunun önemi bilinmemektedir.

Protezin Dışarıya Çıkması: Protezin üzerinde yeterli kanlı canlı bir kaplayıcı dokunun bulunmaması ya da enfeksiyon sonucu protezin üzeri açılabilir. Radyoterapi ve steroid kullanımı sonrasında ciltte incelme gelişebileceği bildirilmiştir. Eğer doku yıkımı olur ve protez deriden görünür hale gelirse; protezin çıkarılması gerekebilir. Sigara içimi yara iyileşmesini ters yönde etkileyebilmektedir.

Mammografi: Meme protezleri mamografinin daha zor değerlendirilmesine ve kanser tanısının güçleşmesine neden olabilir. Mammografi sırasında kompresyondan dolayı implant rüptüre olabilir. Mammografi teknisyenini proteziniz hakkında bilgilendirmeniz sonuçların daha iyi değerlendirilmesini sağlayacaktır. Kapsül kontraktürü gelişmiş olan hastalarda kontraktürle doğru orantılı olarak görüntüleme güçlüğü ve hastanın ağrısı artar. Ultrasonografi, özelleşmiş mammografi ve manyetik rezonans görüntüleme meme kitlelerinin saptanmasında faydalı olabilir. Özelleşmiş mammografi teknikleri ile daha çok x- ışını gerektiğinden, protezli olan kadınlar daha fazla radyasyon alırlar. Ancak, mammografi esnasında alınan x- ışını miktarı kanser riski ile kıyaslanamaz.

Ciltte Katlanma Kırışma: İmplantların görünür ve elle hissedilebilecek katlanmaları mümkündür. Bazı katlanmalar normaldir ve beklenilir. Bu bazı fizyolojik serumla dolu protezlere ve ince meme dokusuna sahip hastalarda daha belirgindir. Silikon jel ile dolu olanlar ise daha direngen yapıdadırlar. Bazı protezlerde protez kapağının hissedilmesi olasıdır. Palpe edilen kapak, kırışma ya da katlantılar tümörle karıştırılabilir; şüphe halinde ileri araştırma yapılmalıdır. Protez kendisini cilt tabakaları arasından iten güç sebebiyle meme cildi altında görünür hale gelebilir.

Kalsifikasyon: İmplantı çevreleyen nedbe dokusu içinde oluşan kalsiyum depozitleri ağrıya ve sertliğe sebep olabilir; mamografide gözlenebilir. Bu depozitler meme kanseri bulgularından ayırt edilmelidir. Eğer kalsifikasyon gelişirse; kalsifikasyonu ayırmak ya da incelemek için ek cerrahi girişim gerekebilir.

İmplantın Yer Değiştirmesi: Meme protezinin kötü yerleştirilmesi ya da kayması ilk yerleştirildiği andan itibaren olabileceği gibi, rahatsızlık ve meme şeklinde bozuklukla beraber gelişebilir. İmplant yerleştirmesinde kullanılan zor teknikler implantın kötü yerleştirilmesi ve kayması riskini arttırabilir ve bu durumun düzeltilmesi ek cerrahi işlem gerektirebilir. Özellikle damla şeklinde silikonların kendi saat yönünde ve tersine dönmesi sonucu zaman içinde asimetri gelişebilmektedir. Yuvarlak (round) protezlerde böyle bir sorun oluşmamaktadır.

İmplant Yüzeyinin Kontaminasyonu: Cilt yağı, cerrahi örtülerin iplikçikleri ya da talk, yerleştirme sırasında implant üzerinde birikebilir. Bununla ilgili negatif bir sonuç bildirilmemiştir.

Meme Protezlerinin Çıkarılması/Değiştirilmesi: Gelecekte meme protezinin ve çevre nedbe doku zarfının çıkarılması ya da değiştirilmesi cerrahi bir girişim olup riskleri ve potansiyel komplikasyonları vardır.

Anestezi: Hem lokal hem genel anestezi risk taşır. Tüm cerrahi anestezi ve sedasyon işlemlerinde en basitten ölüme kadar istenmeyen durumların görülme olasılığı vardır. Akciğerlerinizde küçük alanlarda kapanma görülebilir. Bu durum, akciğer enfeksiyonu riskini artırır. Antibiyotik kullanımı ve solunum fizyoterapisi gerekebilir. Bacaklarda kan pıhtılaşması sonucu şişme ve ağrı olabilir. Bu pıhtılar nadiren bulunduğu yerden ayrılıp kan dolaşımıyla akciğerlerinize gidip ölüme varan sonuçlara neden olabilir. İşlem sırasında kalp krizi/felç ya da  ölüm görülebilir.

Şişman hastalarda ve/veya sigara içenlerde yara yeri ve solunum yolları enfeksiyonları, kalp ve akciğer sorunları ve damar içi pıhtılaşma görülebilir.

Göğüs Duvarı Deformitesi: Göğüs duvarı deformitesi doku genişletici ve meme protezi kullanımına ikincil bildirilmiştir. Bunun belirgin bir nedeni yoktur.

Alışık Olunmayan Etkinlikler ve Meslek: Meme travması olan aktivite ve mesleklerde potansiyel hasar görme riski ya da kanama görülebilir.

Allerjik Reaksiyonlar: Nadir vakalarda kullanılan bantlara, dikiş malzemelerine ya da sürülen kremlere lokal allerjik tepkiler bildirilmiştir. Daha ciddi sistemik tepkiler cerrahi işlem sırasında kullanılan ya da sonrasında reçete edilen ilaçlarla gelişebilir. Allerjik tepkiler ek tedavi gerektirebilir.

Seroma: Travma, aşırı egzersiz ve cerrahiyi takiben implant etrafında sıvı toplanabilir. Sıvının drenajı için ek tedavi gerekebilir.

Uzun Dönem Etkiler: Yaşlanma, kilo alımı veya kaybı, gebelik ya da meme büyütme cerrahisi ile ilgili olmayan diğer durumlar sonucu meme şeklinde değişiklikler oluşabilir. Normal bir sonuç olarak memeler sarkabilir.

Tromboze Damarlar: Tromboze toplardamarlar; kabloya benzer sertlikte, nadiren meme etrafında gelişirler ve tıbbi ya da cerrahi tedavi gerektirmeksizin kaybolurlar.

Toksik Şok Sendromu: Bu durum meme büyütme ve yeniden oluşturma ya da silikon implantlarla doku genişletilmesini takiben görülen oldukça nadir bir komplikasyondur.

Tatmin Edici Olmayan Sonuçlar: Geçirdiğiniz cerrahi işlemin sonuçları ile ilgili olarak hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Cerrahi sonrasında protez yerleşiminde meme şeklinde ve genişliğinde asimetri olabilir. Tatmin edici olmayan cerrahi nedbe ya da yer değişimi gelişebilir. Cerrahiyi takiben ağrı olabilir. Sonuçların düzeltilmesi için ek cerrahi girişim gerekebilir.

Kişi arzulanan sonucun mükemmeliyet değil düzelme olduğunu akılda tutarak ameliyat sonrası daha iyi görünmek ve daha iyi hissetmek konusundaki beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Herhangi bir estetik ameliyat girişiminden önce saptanması gereken en önemli etkenlerden biri duygusal kararlılıktır.

“Meme küçültme ameliyatı görünümünüzü düzeltebilir ve kendinize güveninizi tazeleyebilir; fakat gerisi size kalmaktadır. Muayene ettikten sonra cerrah, sizinle, yöntemle ilgili kararları etkileyecek diğer değişkenleri tartışacaktır. Düzelmenin derecesi yaş, kalıtım, kemik yapısı, derinin kişisel özellikleri alkol, sigara kullanımı, beslenme, alışkanlıklar gibi etkenler tarafından belirlenir. Bu faktörler, bir dereceye kadar operasyonun ne kadar etkili olacağını da belirler.

Her ne kadar büyük memeler çağlar boyunca dişiliğin işareti ve kadının besleme yetisinin sembolü olarak kabul edilmiş olsa da; zamanın estetik standartlarından büyük olan memeler kadında hem kozmetik, hem psikolojik, hem de işlevsel bir takım sorunlara yol açmış ve kadınlar bu memeleri küçültme arayışına girmişlerdir. Meme küçültme ameliyatı, plastik cerrahi girişimleri arasında en sık uygulananlardan birisidir.

Estetik meme küçültme ameliyatı, kadının dış görünümünü düzeltmek amacıyla yapılan kozmetik ameliyatlardan biri gibi gözükmekle birlikte aslında estetik değil rekonstrüktif bir ameliyattır. İriliğe bağlı sarkık bir meme, kadında sırt ve boyun ağrılarına neden olabilir, kamburluğa yol açabilir. Sütyenin kol sinirlerine baskı yapmasına bağlı uyuşmalar olabilir. Nefes almada güçlük çekilebilir. Meme derisi ile göğüs derisinin devamlı birbirine sürtünmesi sonucu meme altı oluğunda pişikler olabilir, yaralar açılabilir. Günlük fizik aktivite sınırlanabilir. Ayrıca iri meme giysi seçimi konusunda zorluklar yaratırken, kadının kendini beğenmemesi de sosyal ve psikolojik sorunlara sebep olur. Meme küçültme amacıyla uygulanacak bir ameliyat, memelere doğal bir görünüm kazandırır, yukarıda sıralanan sorunlar ortadan kaldırılmış olur, kişinin yaşamı kolaylaşır. Memeler değişik nedenlerle büyük olabilir. Genetik faktörler, hormonal değişiklikler veya bazı hastalıklar sonucu, vücut ölçülerine uyum sağlamayan iri meme oluşabilir. Kilo değişiklikleri, emzirme ve yerçekimi etkisi ile mevcut sorun daha da arttırabilir. Meme dokusunun artması ve buna bağlı iri meme genç kızlarda da görülebilir.

Bu hastalarda şunlar araştırılır;

•          Memelerdeki büyümenin hormonal bir soruna bağlı olup olmadığı araştırılmalıdır.

•          Memelerdeki büyümenin devam edip etmediği sorgulanmalıdır.

•          Memede ele gelen ağrılı veya ağrısız bir kitle olup olmadığı araştırılmalıdır.

•          Memede geçirilmiş bir enfeksiyon veya cerrahi müdahele olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Genellikle hormonal bir soruna bağlı olmayan, son 6 ay içinde büyümesi durmuş ve küçültülmesi istenen göğüsler için cerrahi girişim düşünülür.

Meme küçültme ameliyatları meme gelişmesini tamamladıktan sonra yapılır. Ancak bunun bazı istisnaları vardır. Virjinal meme hipertrofisi olan genç kızlarda, normal psikososyal gelişmenin etkilenmemesi için, gelişmenin tamamlanmasından önce cerrahi gerekebilir. Bugün tüm meme küçültme ameliyatlarının %12,5’u ergenlik döneminde gerçekleştirilmektedir.

Ameliyat öncesi

Diğer meme ameliyatlarında olduğu gibi, doktorunuzla neden ameliyat olmak istediğinizi ve bu ameliyattan ne beklediğinizi tartışın. Ailenizde meme hastalığı veya kanseri, sigara, ilaç alışkanlığı veya sistemik bir hastalığınız var ise doktorunuza söyleyiniz. Ameliyatın şekli ve olası problemleri doktorunuza sorunuz.

Ameliyat Öncesi Ameliyata Hazırlanma Nasıldır?

Bu dönemde cerrahınızın sizden bazı talepleri olacaktır. Özellikle eğer sigara içiyorsanız buna ameliyattan 4 hafta önce ve 2 hafta sonrasına kadar ara vermelisiniz. Bu dönemde güneşte fazla kalmamalısınız. Eğer kullanıyorsanız E vitamini ve aspirine ara veriniz ve ameliyat öncesi ağır diyet rejimlerinden kaçınınız. Soğuk algınlığı yada başka bir enfeksiyon, operasyonunun ertelenmesine sebep olabilir. Doktorunuz sizden gerekli kan tahlilleri ve meme ultrasonografisi yaptırmanızı isteyecektir.

Ailede meme kanseri varsa mutlaka doktora bidirilmelidir. Meme kanseri kadınlarda çok sık görülse de, meme küçültme ameliyatı sonrasında meme kanseri oluşma oranı çeşitli klinik serilere göre % 0.06 ile % 2 arasında değişmektedir. Ayrıca meme büyüklüğü nedeniyle başvuran kadınlarda, küçültme ameliyatı sonrasında çıkarılan dokuların histopatolojik incelemesinde, meme dokusunda % 61 oranında kanser dışı patolojik değişiklikler olduğu saptanmıştır. Bu bulgular ışığında, meme küçültme ameliyatının meme kanseri riskini artırmadığı, hatta meme dokusunun azalmasını ve çıkarılan meme dokusunun histopatolojik olarak incelenmesini sağlayarak meme kanserine yakalanma olasılığını düşürdüğü söylenebilir.

Ameliyat

Bu ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Herhangi bir sorun yaşanmaması için öncelikle bazı laboratuar testleri yapılmaktadır. Anestezi uzmanı ameliyattan önce sizi değerlendirmeye alacaktır.

Genel anestezi öncesi, hastanın midesi boş olacak şekilde, 6–8 saat hiçbir şey yenmemeli ve içilmemelidir. Ameliyat sonrası da en az 4–6 saat ağızdan hiçbir şey verilmez. Bu süreler hastanın doktoru tarafından değiştirilebilir. Ameliyat 1,5–3 saat kadar sürmektedir. Ameliyat sonrası hasta, genellikle 1 saat kadar ayılma odasında izlendikten sonra odasına gönderilir. Ancak anesteziye bağlı olarak bulantı ve benzeri sorunlar olursa kalış süresi uzayabilir.

Meme küçültme ameliyatı için birçok yöntem tanımlanmıştır. Yöntem ne olursa olsun, ameliyat öncesi ile karşılaştırıldığında meme şeklinde düzelme ve daha estetik oranlara sahip bir meme elde edilmektedir. Ancak daha küçük ve düzgün şekilli bir meme elde etmek karşılığında, hastalar yara izi oluşumunu ve meme başı duyarlılığı ile emzirebilme yeteneğinde azalma riskini göze almalıdırlar.

Günümüzde uygulanan meme küçültme ameliyatlarında genel ilkeler, ameliyat öncesi hasta ayakta iken yapılan tasarıma bağlı kalarak fazla deri, yağ ve meme dokusunun çıkarılmasından sonra meme derisi ve meme bezinin ayrı ayrı şekillendirilmesi; meme başı ve areolanın kanlanmasının ve duyusunun korunarak yeni anatomik yerine yerleştirilmesidir. Bu ameliyatlar yönteme bağlı olarak değişik yerleşimli yara izleri ile sonuçlanmaktadır. Genel olarak, sonuçta meme başı çevresinde, areoladan dik inen ve meme oluğuna oturan ters-T şeklinde ya da meme başından meme altı katlantı hattına uzanan raket şeklinde “diklemesine iz” oluşmaktadır. Bu yara izleri başlangıçta pembe-kırmızı renkte iken; hastada patolojik yara iyileşmesi söz konusu değilse aylar içinde giderek solar ve beyazlaşır. Ancak bazen hypertrofik skar dediğimiz kırmızı, kabarık ve kaşıntılı izler ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda lokal kullanılan ilaçlar ile ek tedavi gerekmektedir.

Ameliyat süresi kullanılan tekniğe bağlı olmak üzere 3-4 saat arasında değişir. Ameliyat sonrası 4. saatte ayağa kalkmanıza ve beslenmenize izin verilir. İşlemden sonra hastanede kalış süresi 1-2 gündür. İlk birkaç gün dren denilen ve ameliyat bölgesinde oluşabilecek kan ve serum sızıntılarını toplayacak vakumlu bir torba kullanılır. Gelen miktara göre bu dren 1-2 gün sonra çıkarılır. Kol hareketlerinin ilk günlerde sınırlandırılmasında fayda vardır. İlk hafta göğsü saran bir bant mevcuttur, 7. gün bu çıkarılır ve sadece dikiş hatlarını örten ince bantlar kullanılır. Drenler çıkarıldıktan 48 saat sonra banyo yapmanıza izin verilir.

Hasta 10 gün sonra işine dönebilir. 3 ay ağır sporlardan uzak durması önerilir.

Meme Küçültme Ameliyatının Riskleri:

Her cerrahi işlemin belli miktarda riski mevcuttur ve önemli olan sizin meme dikleştirme ile ilgili olanları anlamanızdır. Kişinin cerrahi işlemi kabul etmesinde girişimin risk ve faydalarının karşılaştırılması esastır. Pek çok kadın aşağıdaki karşılaşmasa bile; siz hepsini plastik cerrahınızla riskleri, potansiyel komplikasyonları ve sonuçlarını anladığınıza emin olana kadar tartışın.

Kanama: Sık rastlanmasa da ameliyat sırasında ya da sonrasında karşılaşılması olasılığı vardır. Ameliyat sonrası kanama olduğunda, biriken kanın acil drenajı ve kan transfüzyonu gerekebilir. Ameliyattan on gün öncesinden başlayarak aspirin ya da benzeri ağrı kesici tedaviler almayınız, çünkü bu kanama riskini artırabilir.

Enfeksiyon: Bu tip cerrahi girişim sonrası enfeksiyon olağan değildir. Ameliyatı takiben enfeksiyon gelişirse antibiyotikleri içeren tedavi ya da ek cerrahi girişim gerekebilir.

Meme başı ve dilt duyusunda değişme: Ameliyattan hemen sonra meme başı duyumunda bazı değişiklikler olması olağandır. Birkaç ay sonra çoğu hastada normal duyu geri döner. Kısmi ya da kalıcı meme başı ve deri duyusu kaybı % 10 oranında  gelişebilir.

Ciltte Bırakacağı İz: Tüm cerrahi işlemlerde az ya da çok bir miktar iz kalır. Yara iyileşmesinin iyi olması ve gerginliğin az olması ameliyat sonucunu olumlu yönde etkiler. Gergin dikişler ve kişinin kötü nedbeye eğilimli olması, daha belirgin izler kalmasına yol açabilir. Bazen bu izlerin düzeltilmesi için bir yıldan önce olmamak koşuluyla ilave cerrahi girişimler gerekebilir.

Sertlik: Cerrahi girişim sonrası bölgede skar oluşumuna bağlı aşırı sertlik gelişebilir. Bu durum önceden tahmin edilemez. Cerrahiyi de içeren ek tedavi gerekebilir.

Tatminkâr Olmayan Sonuç: Meme dikleştirme ameliyatı sonrası sonuçlardan tatmin olmayabilirsiniz. Bu konudaki kozmetik riskler, kabul edilemez görünür deformite, kötü iyileşme ve kabul edilemez göğüs şeklini içerir. Ameliyat sonrası göğsünüzün büyüklüğünden tatmin olmayabilirsiniz.

Geç İyileşme: Geç iyileşme veya yaranın açılması görülebilir. Deri ya da meme başında nekroz gelişebilir. Bu durumda uzun süre pansumanlarla takip ya da ek cerrahi gerekebilir. Sigara içenlerde cilt kaybı ve yara iyileşme problemleri daha sık görülür.

Asimetri: Kadınların çoğunda göğüslerde asimetri doğal olarak görülür. Bu durum cerrahiden sonra da oluşabilir. Meme ve meme ucu şekil ve büyüklüğünde asimetri gelişirse, ek cerrahi gerekebilir.

Allerjik Reaksiyonlar: Nadir vakalarda kullanılan bantlar, dikiş malzemesi ve sürülen kremlere karşı allerji gelişebilir. Daha ciddi olan sistemik reaksiyonlar nadir de olsa cerrahi sırasında kullanılan ilaçlara karşı gelişebilir. Bu durumlarda ek tedavi gerekir.

Cerrahi Anestezi: Hem lokal, hem genel anestezi belli oranda risk içerir. Komplikasyon, yaralanma, hatta ölüm riski tüm cerrahi anestezi formlarında mevcuttur.

Ek cerrahi gereksinimleri: Komplikasyonların tedavisinde ek cerrahi veya medikal tedaviler gerekebilir. Riskler ve komplikasyonlar seyrek oluşsa bile herhangi bir hastada bunlarla karşılaşmak olasıdır. Genellikle iyi sonuçlar beklemekle birlikte sonuçlar hakkında hiçbir şekilde garanti verilemez.

Estetik meme küçültme ameliyatı genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ve eşinin ruh sağlığını düzelten onları yaşama daha bağlı hale getiren, özellikle kadının giyim tarzını kolaylaştıran bir ameliyattır. Yeni şekillendirilmiş meme uzun süre dayanıklı olur, ancak kilo değişiklikleri, gebelik, emzirme ve yerçekimi, memede hacim artışına ve sarkıklıklara neden olabilir.

Estetik ameliyat düşünen kişinin atması gereken ilk adım plastik cerraha danışmaktır.

Kişi arzulanan sonucun mükemmeliyet değil düzelme olduğunu akılda tutarak ameliyat sonrası daha iyi görünmek ve daha iyi hissetmek konusundaki beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Herhangi bir estetik ameliyat girişiminden önce saptanması gereken en  önemli etkenlerden biri duygusal kararlılıktır. Bu ameliyat görünümünüzü düzeltebilir ve kendinize güveninizi tazeleyebilir; fakat gerisi size kalmaktadır. Muayene ettikten sonra cerrah, sizinle, yöntemle ilgili kararları etkileyecek diğer değişkenleri tartışacaktır. Düzelmenin derecesi yaş, kalıtım, kemik yapısı, derinin kişisel özellikleri alkol, sigara kullanımı, beslenme, alışkanlıklar gibi etkenler tarafından belirlenir. Bu faktörler, bir dereceye kadar operasyonun ne kadar etkili olacağını da belirler.Kimler bu ameliyat için uygundur?

Memeler değişik nedenlerle sarkık hale gelebilir. Meme dokusunu yerinde tutan bağlar zamanla gevşeyebilir. Kilo değişikliklerine, emzirmeye ve yerçekimi etkisine bağlı olarak meme dokusu ile etrafını saran deri zarfı arasında uyumsuzluk olabilir. Sorun meme dokusuna, deriye ya da her ikisine birden ait olabilir. Sonuçta adeta içi boş görünümlü sarkık meme ortaya çıkabilir.

Ameliyat öncesi

Diğer meme ameliyatlarında olduğu gibi, doktorunuzla neden ameliyat olmak istediğinizi ve bu ameliyattan ne beklediğinizi tartışın. Ailenizde meme hastalığı veya kanseri, sigara, ilaç alışkanlığı veya sistemik bir hastalığınız var ise doktorunuza söyleyiniz. Ameliyatın şekli ve olası problemleri doktorunuza sorunuz.

Ameliyat Öncesi Ameliyata Hazırlanma Nasıldır?

Bu dönemde cerrahınızın sizden bazı talepleri olacaktır. Özellikle eğer sigara içiyorsanız buna ameliyattan 4 hafta önce ve 2 hafta sonrasına kadar ara vermelisiniz. Bu dönemde güneşte fazla kalmamalısınız. Eğer kullanıyorsanız E vitamini ve aspirine ara veriniz ve ameliyat öncesi ağır diyet rejimlerinden kaçınınız. Soğuk algınlığı yada başka bir enfeksiyon, operasyonunun ertelenmesine sebep olabilir. Doktorunuz sizden gerekli kan tahlilleri ve meme ultrasonografisi yaptırmanızı isteyecektir.

Meme pitozu 3 evrede incelenmektedir: Birinci derece pitozda meme başı, memealtı çizgisi hizasına ya da 1 cm altına inmiştir. İkinci derece pitozda meme başı, memealtı çizgisinin 1-3 cm altına inmiş olmakla birlikte halen karşıya bakmaktadır. Üçüncü derece pitozda ise meme başı 3 cm.den fazla bir inme göstermiş ve aşağı doğru yönlenmiştir.  Ayrıca yalancı pitoz olarak adlandırılan bir durum vardır –ki bu durumda meme gevşek ve sarkık olduğu halde, meme başı memealtı çizgisinin üzerinde bulunmaktadır.

Meme dikleştirme ameliyatları sırasında değişik cerrahi teknikler kullanılır. Bu ameliyatlar sadece meme başının çevresinden yapılacak bir kesi ile gerçekleştirilebileceği gibi, bazen memenin altında düz bir çizgiyle, ya da ters-T adını verdiğimiz bir çizgiyle yapılması gerekebilir. Deri elastikiyetinin yapısı, memenin yapısı ve arzu edilen sonuç bu tekniklerin belirlenmesinde önemli birer faktördür. Kullanılan tekniğe bağlı olarak meme dikleştirme ameliyatlarında iz kalması söz konusudur.

Cerrahi Yöntem:

Meme küçültme ameliyatında yağ ve meme dokusunda belirgin bir azaltma ve memenin yukarı doğru yerleştirilmesi söz konusu iken, meme dikleştirmede doku çıkarılmamakta; sadece deri fazlası çıkarılmaktadır. Meme küçültme ameliyatlarında kullanılan ameliyat öncesi tasarımlar meme dikleştirmede de kullanılabilir. Meme dikleştirme ameliyatları memenin normal boyutlarına ulaşmasında bazen tek başına yeterli olmayabilir. Eğer meme dokusunun yetersiz olduğu düşünülüyorsa, meme dikleştirme ameliyatı sırasında, meme protezi ilave edilerek arzu edilen sonuca ulaşılabilir. Örneğin memenin büyük ve ağır olması, bu ameliyattan elde dilecek sonucun kalıcılığını zorlaştırır. Bu yüzden meme dikleştirme ameliyatıyla elde edilebilecek neticelerin ayrıntıları ameliyat öncesinde mutlaka konuşulmalıdır.

Meme dikleştirmenin emzirme ve meme kanseri ile ilişkisi:

Meme dikleştirmelerde meme bezi, süt kanalları ve meme başı arasındaki ilişki çoğu zaman bozulmamaktadır. Ancak meme dikleştirme ameliyatı geçiren kadınların %15’inde emzirmelerinde bir azalma ya da başka olumsuz bir durum ortaya çıkabilir.  Ayrıca, meme dikleştirmenin meme kanseri ile ilişkisi büyütme ve meme küçültme ameliyatından çok farklı sayılmaz ve ek bir tehlike oluşturmaz.

Meme dikleştirme memeyi yeniden şekillendirmek için yapılan bir ameliyat olup; bu ameliyat ile areola (memebaşı çevresindeki koyu renkli cilt) çapı da küçültülebilir. Eğer memeler küçük veya gebelik sonrası hacim kaybına uğramış ise, meme protezlerinin aynı seansta yerleştirilmesi hem sertliğin artmasını hem de istenen büyüklükte bir meme elde etmeyi sağlar. Meme dikleştirme için en uygun kişiler sağlıklı, duygusal durumu stabil, cerrahiden gerçekçi sonuçlar bekleyen kadınlardır. Meme dikleştirme memede fark edilebilen kalıcı izler bırakır. Kadın memesini yeniden şekillendirmek için pek çok farklı yöntem mevcuttur. Meme dikleştirme ile beraber meme protezi düşünülüyorsa ayrı bir bilgilendirme formuna daha ihtiyaç vardır.

Alternatif Tedavi:

Meme dikleştirme isteğe bağlı bir cerrahi girişimdir. Alternatif tedavisi ameliyat olmamak ya da destekli iç çamaşırı kullanmaktır. Eğer memeler büyük ve sarkıksa meme küçültme cerrahisi düşünülmelidir. Riskler ve olası komplikasyonlar alternatif tedavilerde de cerrahinin risklerini taşır.

Meme Dikleştirme Ameliyatının Riskleri:

Her cerrahi işlemin belli miktarda riski mevcuttur ve önemli olan sizin meme dikleştirme ile ilgili olanları anlamanızdır. Kişinin cerrahi işlemi kabul etmesinde girişimin risk ve faydalarının karşılaştırılması esastır. Pek çok kadın aşağıdaki karşılaşmasa bile; siz hepsini plastik cerrahınızla riskleri, potansiyel komplikasyonları ve sonuçlarını anladığınıza emin olana kadar tartışın.

Kanama: Sık rastlanmasa da ameliyat sırasında ya da sonrasında karşılaşılması olasılığı vardır. Ameliyat sonrası kanama olduğunda, biriken kanın acil drenajı ve kan transfüzyonu gerekebilir. Ameliyattan on gün öncesinden başlayarak aspirin ya da benzeri ağrı kesici tedaviler almayınız, çünkü bu kanama riskini artırabilir.

Enfeksiyon: Bu tip cerrahi girişim sonrası enfeksiyon olağan değildir. Ameliyatı takiben enfeksiyon gelişirse antibiyotikleri içeren tedavi ya da ek cerrahi girişim gerekebilir.

Meme başı ve dilt duyusunda değişme: Ameliyattan hemen sonra meme başı duyumunda bazı değişiklikler olması olağandır. Birkaç ay sonra çoğu hastada normal duyu geri döner. Kısmi ya da kalıcı meme başı ve deri duyusu kaybı % 10 oranında  gelişebilir.

Ciltte Bırakacağı İz: Tüm cerrahi işlemlerde az ya da çok bir miktar iz kalır. Yara iyileşmesinin iyi olması ve gerginliğin az olması ameliyat sonucunu olumlu yönde etkiler. Gergin dikişler ve kişinin kötü nedbeye eğilimli olması, daha belirgin izler kalmasına yol açabilir. Bazen bu izlerin düzeltilmesi için bir yıldan önce olmamak koşuluyla ilave cerrahi girişimler gerekebilir.

Sertlik: Cerrahi girişim sonrası bölgede skar oluşumuna bağlı aşırı sertlik gelişebilir. Bu durum önceden tahmin edilemez. Cerrahiyi de içeren ek tedavi gerekebilir.

Tatminkâr Olmayan Sonuç: Meme dikleştirme ameliyatı sonrası sonuçlardan tatmin olmayabilirsiniz. Bu konudaki kozmetik riskler, kabul edilemez görünür deformite, kötü iyileşme ve kabul edilemez göğüs şeklini içerir. Ameliyat sonrası göğsünüzün büyüklüğünden tatmin olmayabilirsiniz.

Geç İyileşme: Geç iyileşme veya yaranın açılması görülebilir. Deri ya da meme başında nekroz gelişebilir. Bu durumda uzun süre pansumanlarla takip ya da ek cerrahi gerekebilir. Sigara içenlerde cilt kaybı ve yara iyileşme problemleri daha sık görülür.

Asimetri: Kadınların çoğunda göğüslerde asimetri doğal olarak görülür. Bu durum cerrahiden sonra da oluşabilir. Meme ve meme ucu şekil ve büyüklüğünde asimetri gelişirse, ek cerrahi gerekebilir.

Allerjik Reaksiyonlar: Nadir vakalarda kullanılan bantlar, dikiş malzemesi ve sürülen kremlere karşı allerji gelişebilir. Daha ciddi olan sistemik reaksiyonlar nadir de olsa cerrahi sırasında kullanılan ilaçlara karşı gelişebilir. Bu durumlarda ek tedavi gerekir.

Cerrahi Anestezi: Hem lokal, hem genel anestezi belli oranda risk içerir. Komplikasyon, yaralanma, hatta ölüm riski tüm cerrahi anestezi formlarında mevcuttur.

Ek cerrahi gereksinimleri: Komplikasyonların tedavisinde ek cerrahi veya medikal tedaviler gerekebilir. Riskler ve komplikasyonlar seyrek oluşsa bile herhangi bir hastada bunlarla karşılaşmak olasıdır. Genellikle iyi sonuçlar beklemekle birlikte sonuçlar hakkında hiçbir şekilde garanti verilemez.